İlhan Mimaroğlu Kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlhan Mimaroğlu Kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2009 Perşembe

Other Words - İlhan Mimaroğlu



108 sayfa, 8,00 TL

New York'ta yaşayan ünlü bestecimiz İlhan Mimaroğlu, kitaplarını bugüne kadar sadece Türkçe olarak yayımlamıştı. İlk kez bu kitabında ABD'de İngilizce yazılmış yazılarını bir araya getirdi. Yazılar; gazete yazıları, program ve plak notları ile konuşma metinlerinden oluşuyor.

28 Ocak 2009 Çarşamba

Günsüz Günce - İlhan Mimaroğlu




Birinci Baskı: Pan Yayıncılık
Kapak Tasarımı: İlhan Mimaroğlu
Kapak Grafik: Hasan Üçer
Dizgi: Pan Yayıncılık


...Gerçekte bu kitap başlıyor sayılmaz. Bitiyor da sayılmaz. Başlıyor gibi görünüyorsa da bir yerde (1984), başladığı yer orası değil. Hiçbir yer. Bittiği yer de bir bitiş değil. Hiç olmazsa, bilebildiğimce, henüz değil. İkisinin arasındakilerse günlerin birbirini izleyişine uymuyor. Başlarmış gibi göründüğü yılın ardından gelen bölümler, yıllar önceden de olabilir, sonradan da. Adı üstünde: "Günsüz Günce".

Öyleyse, okura bir öneri: baştan sona okunması gerekmez bu kitabın. Sondan başa okunması da gerekmez. Oradan buradan okunması iyi olur. Ama her okur özgürdür bildiği, dilediği, alıştığı gibi okumaya. Okumamaya da. Okunmayacaksa, dilerim ki rafta dururken sırtı dışarıya doğru olsun kitabın. En azından adım görünür böylece...

Geldim Gördüm Geçtim Gittim - İlhan Mimaroğlu




Birinci Basım: Temmuz 2001
Kapak Grafiği: Fatih Durmuş
Fiyatı: 12,50 TL

Kitaptan Bir Bölüm

Sabah denize gideceğiz, her günkü gibi. Öğleden sonra İstanbul'a ineceğiz. O günlerde İstanbul'a inilirdi. Bugün de iniliyor sanıyorum. Başka yerlere inilmez. Adalara inilmez; Kanlıca'ya inilmez; Tarabya'ya inilmez. İstanbula inilir. Merdivenden aşağı değil; yokuştan aşağı da değil. Vapura binip inilir İstanbul'a . Biz de o gün vapura binip İstanbul'a ineceğiz gene.

Önce deniz. Sandaldayız. Moda koyunun ortasında. Denize girmişiz,çıkmışız, gene girmişiz. Vapura binip İstanbul'a inmenin sırası gelmiş gibi. Derken Fenerbahçe'nin oralarından yandan çarklı görünür. Haydi! Asılırız küreklere. Çıkarız kıyıya. Yandan çarklı Kalamış'a yanaşmak üzeredir. Oradan Moda iskelesi'ne gelecek. Yetişmeliyiz. Koşarız evlerimize. Deniz kılığından İstanbul'a inme kılığına gireriz çabucak. Fırlarız evlerimizden. İskeleye inen yokuşun başındayız. Vapur Moda iskelesine yanaşmış bile. Kalkıp gidecek neredeyse. Haykırırız iskele memuru Kenan Bey'e: Geliyoruz, geliyoruz. Tut vapuru. Kenan Bey tutar vapuru biz koşup yetişene değin. Soluk soluğa atarız kendimizi vapura. Modada iskele hep oradaysa da İstanbul'a inmeye vapur yok artık. Çarkı yandan olmayan bile. Denize girmeye gelince, o eylemi göze alan kahramanlara pek seyrek rastlanıyor.

Sonraları araba vapuruyla inerdik İstanbul'a, Erdem'in otomobiliyle. Erdemden başka otomobilli yoktu bildiğim. İlk otomobili bir Citroen'di. Erdem'in Citroen'li yıllarında Ankara'daydım. Yazları gelirdim Moda'ya. O sıralarda Erdem Socony'de çalışırdı. Citroen'ine binip araba vapuruyla mı giderdi işine? Öyle de olsa, sabah sabah onunla birlikte İstanbul'a inmeyi göze alamadığım için araba vapuru yıllarına daha sonra vardım. Bir kez Citroen'le Şile'ye gitmiştik. Dönüşte Citroen bozuldu. Kaldık yollarda gece karanlığında. Yoldan geçen otomobillerden birini çevirdim; beni Üsküdar'a bıraktılar. Oradan Modaya, Erdem'in evine gittim; otomobilin yolda bozulduğunu Ferruh'a bildirmek için, merak etmesin diye. Ferruh, Erdem in annesi. Aile üyelerinden küçük adlarıyla söz etmeye alıştırmıştı bizi Erdem. Benim annem Sabiha, üvey babam Kâmil,Güngör ün annesi İnayet...

Ankara'yı bırakıp Moda'ya, Erdem'in evine yerleştiğimde Citroen'in yerini Consul almıştı. Hemen her gün öğleden sonra Consul ile araba vapuruna binip istanbul'a inerdik. Socony'den ayrılmıştı Erdem. Bir mimarlık bürosu kurmuştu, adı Mida. Oraya giderdi. Erdem'in evi gibi Mida da bir arkadaş, tanıdık, eş dost toplantısı yerine dönüşmüştü. Consul gidip Volvo geldiğinde Erdem Paris'teydi. Paris'e yolumuz düştüğünde bizi Volvo'suyla oraya buraya götürürdü. Ora bura dediğim Parisin içinde dolaşmak, ya da gecenin geç saatlerinde yemek yiyecek yerler aramak. Bir kez Paris dışına çıkalım dedik. Nereye? Versailles'a. Ara ara yok Versailles. O kez de Paris dışının orasında burasında dolaşıp döndük geri.

Ertesi Günce - İlhan Mimaroğlu




Birinci Basım: Ekim 1994
Kapak Grafiği: Deniz Oral
Kapak Fotoğrafı: İlhan Mimaroğlu
Fiyatı: 7,50 TL

Arka kapakta kitabı sattıracak sözler gerektiğine göre bu yolda bir çaba göstersem iyi olur. Reklamları örnek alsam?

"Sizi şaşırtacağız." Ben de sizi şaşırtmak istediğim için bakalım nasıl şaşırtacaklarmış. Giyim kuşam bir adam, deveye binmiş. New York sokaklarında geziyor. Şaşırdınız mı? Ne ki, kitabıma vereceğiniz paranın deve olacağını sanabileceğiniz için, sakınsam iyi olur bu örnekten.

"Aşkın rahminde gözü görmez balıklar gibiyiz." Pantolon satılabiliyorsa bu sözle, kitap niye satılmasın?

Olmadıysa bunlar, kitabımın içindekileri sayıp dökmeye başlasam olacağı tutar belki. Neler yok neler! Var olmak ya da olmamak, dünyanın bir türlü gelmeyen sonu, ıslık çalan gökdelen, Kafokistan'da kopan kıyamet, beni alıp götürmeye geldikleri gün... Postmodern de var kitabımın içinde, sanatın işe yarayıp yaramadığı da var. Hele hele müzik de var. Pavarotti, Paul McCartney, İbrahim Tatlıses, Michael Jackson, Led Zeppelin, Mussolini'nin piyano çalan oğlu, oturma odası kertenkeleleri... Madonna da var. Biliyor musunuz polis ne demiş Madonna'ya? O da var. Mozart da var. Kambersiz düğün olur mu? Gene mi bir reklam? "Kulaklarınızı gece okuluna gönderiniz." Altında Mozart'ın resmi. Kulaklarınızı gece okuluna küçük bir gece okuluna küçük bir gece müziği için mi göndereceksiniz? Ondan da söz ediyorum kitabımda. Ama sözünü daha çok ettiğim, gündüzlerin koskoca bir hiçlik müziği: Eine grosse Nichtigkeitmusik. Yetti mi?

Yetmediyse şu da var. "Günce" deyip dururken, baktım "günlük" demeye başlamışlar. Yumurta gibi. Buldum en iyisini! Yumurta niyetine alın bu kitabı.

Elektronik Müzik - İlhan Mimaroğlu




Birinci Baskı: Haziran 1991
Kapak Resmi: Şükran Aziz
Kapak Grafiği: Hasan Üçer
Dizgi: Pan Yayıncılık
TÜKENDİ

... Akademik bir denemenin, bağlı bulunduğu alandan seçilmiş ve sınırları kesinlikle belirtilmiş bir konuyu işlemek yerine o alanın tümüne yönelmesi olağan değildir. Böyle bir yayılgan yaklaşımı söz konusu alanın yeniliği doğrulayabilir. Elektronik müzik sanatlara yeni katılmıştır. Tümüyle elektronik müziği ele alan kitapların sayısı çok azdır.

"Bu denemenin amacı, öyleyse, bir gereksinme karşılamak mıdır? Bunu söylemek kolay değil. Pek yakın bir gelecekte değerli yazarlardan birçoğunun, hele öncü ustalarımızın, bu ödevi yerine getireceklerine güveniyorum. Bu kendilerinden özellikle beklenir, çünkü bir yandan orta dinleyici elektronik müziğe artan bir ilgi göstermektedir; öte yandan da sayıları yükselen öğrenciler bir öğreti kitabına gereksinme duymaktadırlar...