Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2009 Cuma

Portakal için Mutluluk Kayısı Olmak Değildir


Catherine Preljocaj, PORTAKAL İçin Mutluluk KAYISI Olmak Değildir ......16,00 TL

Çeviren Feyza Tulga

ISBN 978-9944-396-67-7, 13,5 x 19,5 cm, 288 s., kitap kağıdı

Barkod: 9789944396677







Catherine, anne-babasına ve Arnavutların katı namus yasalarına karşı giriştiği savaştan yorgun düşer ve uzun yıllar sürecek olan bir kanser hastalığıyla karşı karşıya kalır. Tıbbi tedavisi sürerken, karşısına bedensel ve ruhsal açıdan iyileşmesini sağlayacak bir yol açılır.



“Bir şeyi yapmaya cesaret edemediğimizde, bu onun zor olduğu anlamına gelmez, o şey cesaret edemediğimiz için zordur.” diyen Seneca’nın ve şamanların yoludur bu. Bu yolda kişinin kendi korkularıyla yüzleşmesi, acılarından kurtulması için onları belirleme cesaretini göstermesi gerekir. Ve kalbinde sevgiye yer açmak için kinlerini sığındıkları yerlerden çıkarıp kovması gerekir.



Kitap bir kurtuluş öyküsüdür.



Bu kitapta bir hatıra defteri tadı bulacaksınız ve bugün kişisel gelişim uzmanı olan Catherine’le zaman içinde ileri-geri giderek, umutsuzluğun nasıl umuda dönüştüğünün öyküsünü okuyacaksınız.

12 Kasım 2009 Perşembe

HİKÂYE SANATI ÜSTÜNE YAZILAR



Yayıma Hazırlayan: Bülent Aksoy
ISBN 978-9944-396-06-6, 16x23,5 cm, 158 s.
Barkod: 9789944396066
15,00 YTL

Romandan ayrı, başlıbaşına bir kimliği olan bir türdür hikâye. Öyleyken, hikâyenin roman kadar önemsenmediğini söylemek yanlış olmaz. Türkçede roman tarihi ve kuramı hakkında pek çok telif ve çeviri kitap olduğu halde, hikâye sanatı hakkında pek az kuramsal ve eleştirel kaynak vardır. Son yıllarda bu eksikliği giderme yolunda bazı adımlar atılmışsa da, bu alandaki yayınların doyurucu bir seviyeye geldiği söylenemez.
Hikâye tarihine mal olmuş bazı temel kuramsal metinleri; bu sanatın tarihine damgasını vurmuş olan yazarların eserleri hakkındaki bazı önemli eleştirel metinleri, değerlendirme ve gözlemleri; hikâyenin temellerini atan Edgar Allan Poe, Maupassant, Çehov gibi yazarların kurmaca anlatının bu türü üstüne yazdıkları; hikâyecilerin kendi sanatlarına yaklaşımlarını belirttikleri kimi metinleri, hikâyeciliğin gösterdiği yeni gelişmelere dikkati çeken yazıları ve hikâye terimlerini açıklayan bazı öğretici yazıları bir araya getiren bu küçük kitabı yayımlamakla bu alandaki gediğin kapatılmasına küçük bir katkıda bulunabilirsek sevineceğiz.

23 Ekim 2009 Cuma

Dile Kolay OYKULER/MASALLAR



Yayıma Hazırlayan: Nadine Gordimer
Kitabın Türkçesini Yayıma Hazırlayan: Beril Eyüboğlu
ISBN 978-9944-396-65-3
Barkod: 9789944396653
15 x 22 cm, 254 s.
20,00TL

31 Ekim - 8 Kasım tarihleri arasındaki TÜYAP Kitap Fuarı'nda
ÇEVBİR standından kitabı temin edebilirsiniz.
Fuardan sonra kitap www.idefix.com adresinde satılacaktır.

Böylesine farklı ve seçkin dünya yazarlarının aynı derlemede bir araya gelmesi pek sık rastlanan bir durum değil. Bu yazarların öyküleri insanlık âlemimize özgü çeşitli halleri ve duyguları sergiliyor: trajedi, komedi, fantezi, yergi, farklı kıtalarda ve kültürlerde cinsel aşk ve savaşa özgü dramlar... Ancak hiçbiri HIV/AIDS hakkında değil. Seçkiye katkıda bulunan yazarlar hayatları boyunca üretmiş oldukları eserlerin en iyileri arasından kendi seçtiklerini herhangi bir ücret ya da telif talep etmeden sunmuş bulunuyor.

Dile Kolay bugüne kadar yirmiden fazla ülkede yayımlandı. Bu projenin Türkiye serüveni ÇEVBİR üyesi çevirmenlerin önerisiyle ve ortak çeviri çalışmasıyla hayata geçti. Dile Kolay'ın satışından elde edilecek gelir, ASD'nin HIV/AIDS ile savaşımında Türkiye düzeyinde yürütülecek etkinliklerde kullanılacaktır. Bu nedenle kitabı kendinize ya da sevdiklerinize armağan etmek için aldığınızda yeni binyılımızın belasıyla savaşmak için siz de bir katkıda bulunmuş olacaksınız.

13 Şubat 2009 Cuma

Anlamak ve Anlatmak - Oya Adalı


Oya Adalı, ANLAMAK VE ANLATMAK
352 s., 17 TL



"Anlamak ve Anlatmak", genelde okuma yazma uğraşı içindeki tüm okurlara, özelde de yüksek öğretimde Türk Dili öğrenimi gören, Türkçe-Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği bölümlerinde okuyan öğrencilere ve eğitimin her düzeyinde Türkçe-kompozisyon dersi okutan eğitimcilere yardımcı olmak için hazırlandı. Kitabın amacı, düşünsel metinleri okuyup doğru ve eksiksiz olarak anlayabilme, düşünsel bir metin geliştirebilme, yazınsal metinleri okuyup algılamanın temel becerilerini edinebilme, konuşma, dinleme, okuma ve yazma etkinlikleriyle söz dağarcığını, dil deneyimini genişletme ve Türkçenin olanaklarını, inceliklerini tanıma olarak toplanabilir.

30 Ocak 2009 Cuma

Beyaz Işık - Rudy Rucker



Çev. Esen Tabar
Haziran 2007, 303 s.
12,50 TL

Felix Rayman ilgisiz öğrencilerine matematik anlatmakla günlerini geçiren, Cantor'un Süreklilik Problemi'yle boğuşan ve boş vakitlerinde ofiste yerde uyuyan bir matematik öğretmenidir.
Rüyaları ona sonsuzluğa ulaşmanın yollarını gösterecektir. Böylece Einstein ve Cantor ile karşılaşacak, bir hamam böceği ile birlikte Beyaz Işık'a doğru yola çıkabilecektir.

Rudy Rucker, dünya çapında bir matematikçidir. Matematik kitaplarının yanı sıra çok sayıda bilim kurgu romanı da yayımlanmıştır. Siberpunka alternatif olarak transreal olarak adlandırdığı bir tarz geliştirmiştir. Bu tarzın özü gerçek hayatın fantastik terimlerle ifade edilmesidir. Hayatın Sırrı, Beyaz Işık, Seks Küresi transreal romanlarıdır.

“Aşağı yukarı Beyaz Işık'ı yazdığım zamanlarda Sonsuzluk ve Akıl isimli kurgusal olmayan bir kitap yazdım. Bu kitap da Princeton University Press tarafından yeniden basıldı. Bir anlamda bu iki kitap aynı şey üzerine yazıldı: İnsan aklı Mutlak Sonsuzluğu nasıl kavrayabilir? Eğer Beyaz Işık sonsuzlukla ilgili daha fazla bilgi için sizi iştahlandırdıysa, Sonsuzluk ve Akıl'a da bir göz atabilirsiniz.
.... Ben Beyaz Işık'ın ana önermelerine hâlâ inanıyorum: Tanrı'nın insanlar tarafından doğrudan kavranması mümkün olan, göz kamaştırıcı bir beyaz ışık olduğuna ve bu kozmik Tek'in, Sıfır ile Sonsuzluğun buluştuğu bir noktada bulunduğuna. Son yıllarda edindiğim ek bir inanç da şudur ki, Tanrı, şahsî olmayan, metafiziksel, soyut bir kavram olmasına rağmen tek tek insanlara ruhsal zorluklarını aşma konusunda yardım edebilir ve edecektir. Sadece istemelisiniz.”

29 Ocak 2009 Perşembe

Yeşil Tahtalar - M. Hulusi Damgacıoğlu





Basım barihi: Nisan 2006
Sayfa sayısı: 133
Fiyatı: 7,50 TL

Arka kapak yazısı:
M. Hulusi Damgacıoğlu, Bergama'da doğdu. Balıkesir Lisesi'nde parasız yatılı olarak okuduktan sonar İTÜ'den Makine Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Yazar bu kitabında çocukluğundan başlayarak, aile çevresini, okullarını ve Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde liman, karayolu ve demiryolu inşaatlarında yokluklar içinde özveri ile çalışan arkadaşlarını anlatıyor.

"İşten güçten başka gözü bir şey görmeyen saf Anadolu çocuklarıydık ve tek derdimiz daha çok çalışıp hem yurdumuza hem de ana babamıza faydalı olmaktı."

Yeşil Şahin ve Sihirli Flüt - Daniel Moyano



İspanyolca aslından çeviren: İnci Kut


141 s. , 10,00 YTL


Gitarist Ricardo Moyano'nun kendisi gibi müzisyen olan babası Daniel Moyano'dan müzikli öyküler.

...
1960'la 1976 yılları arasında, Arjantin'in kuzeydoğusunda çalışan bir müzik topluluğunda viyola çalıyordum. Bu yörede yolculuk ederek müziği hem düzlüklerin hem de sıradağların en ücra köylerine götürüyorduk. Oralarda konser salonu bulunmadığından okulların avlularında, ağaçların altında ya da Andlar'dan Atlantik'e doğru inen ırmakların kıyılarında çalardık. Neredeyse at sırtında dolaşan, bir tür taşralı gezgin çalgıcılardık. Bu açıdan da gerçekten virtüoz sayılırdık, çünkü sağrısında bir de viyolonsel taşıyarak doru bir atın sırtında dolaşmak öyle her babayiğidin harcı değildir. Canlı müziği ömürlerinde ilk kez dinleyen köylüler için çalıyorduk. Herhalde Marslılara benzettikleri bizlere bakarken gözlerini koca koca açarlardı. Bu halimizle, ta uzaklardaki Avrupa'dan kalkıp dünyanın sipsivri güney ucundaki en kuş uçmaz kervan geçmez köşelerine kadar ulaşan klasik müziğin temsilcileriydik bizler.

...
Buenos Aires'te 'Şahin' denilen yeşil renkli bazı otomobillerin canice eylemlerine hiçbir tehlikeye atılmadan karşı koyabilen tek şey, neredeyse mucizevi bir yapıya sahip olan, son derece entipüften, küçük bir müzik grubuydu. Benim de gözden düştüğümü, bu 'Şahin'lerin kentin her yanında dolaşarak harıl harıl beni aradıklarını ve saklanmam gerektiğini haber vermek için Carlos'un bana telefon ettiği gün, olası kurtuluşumun basit birkaç müzik bilgime bağlı olduğunu anlamak beni şaşırtmıştı.

Tebriz'in Kış Güneşi - Nefrin Tokyay












TEBRİZ’İN KIŞ GÜNEŞİ - NEFRİN TOKYAY ........................ 10.00 TL

ISBN 975-8434-86-1, 13,5 x 19,5 cm, 160 s., kitap kağıdı
Barkod: 9799758434861


Nefrin Tokyay :
Tiyatro oyuncusu, yönetmen ve eğitmendir. İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro bölümünden sonra İstanbul Şehir Tiyatroları?nda ve çeşitli özel tiyatrolarda oyuncu olarak çalıştı. Bakırköy Belediye Tiyatrolarının kuruluşunda ve yönetiminde yer aldı. I978 - 80 arası Sinematek yöneticiliği ve Yeni Sinema dergisinin Yazı İşleri Müdürlüğü yanında sinema yazıları yazdı ve çeviriler yaptı.Oyunculuğun yanısıra yönetmenlik de yapan sanatçı 1996 yılından beri eğitmenliğe devam etmektedir.
Akademi İstanbul?da Ses/Nefes ve Doğaçlama, Bilgi Üniversitesi?nde Konuşma Teknikleri üzerine ders vermiş olan sanatçı halen MSM?de Antik Yunan Tiyatrosu, Mitoloji ve Doğaçlama dersleri vermeye devam etmektedir. İlk romanı Gizli Evin Kitabı 2003?te yayımlanmıştır.

Kitap hakkında:
Tebriz?in Kış Güneşi romanı, Mevlana Celaleddin?in mürşidi Şems-i Tebrizi?nin öldürülmesinin ardındaki gerçekleri 13. yy. Anadolu Selçuklu atmosferinde ele almakta. Selçuklu sarayı taht ve iktidar savaşları ile sarsılır, Anadolu Moğol işgali altında ezilirken, Başkent Konya da Şems-i Tebrizi ile uğraşmaktadır. Sarayın ve Konya halkının sevip saydığı Mevlana ile aralarına giren Şems adındaki bu sivri dilli adam kimdir ?
Bir tüccar, bir Kalenderi dervişi, bir veli mi ? Yoksa Hasan Sabbah?ın kalesi Alamut?tan gönderilmiş bir casus, asıl görevi davetçilik olan bir Batıni mi ? Roman bu sorulara tasavvufun dilinden bir yanıt ararken, cinayetin perde arkasındaki olası siyasi entrika ve hesaplara da göz atar. Aralarında Mevlana?nın oğlu Alaeddin Çelebi?nin de olduğu suikast çetesi adım adım cinayete yaklaşırken Şems?in kimliği üzerindeki karanlık aralanmamıştır.
Bir nakkaşın hiç görmeden resmettiği bir suret, bir rebab ustasının rebabında yeniden can bulan ses, Buharalı bir tüccarın aynasında gördüğü güzellik ve ölüm ya da kendi korkularını hançerleyen bir katilin hiç susmayan vicdanı ve tıpkı bir kış güneşi gibi karanlık bulutların arkasında parlamaktadır Şems.

Sebastian Knight / Bir Endülüs Hikayesi - Saliha Nilüfer



Diğer özellikler:
Kitabın ekinde kitapla ilgili çeşitli müzik, film ve animasyonların yer aldığı bir de CD-ROM veriliyor.

Yayın yönetmeni: Işık Tabar Gençer
CD-ROM tasarım: Hasan Basri
Baskı hazırlık: Fatma Tulum
Kapak resmi: Hasan Basri
Kapak grafiği: Fatih Durmuş
Basım tarihi: Nisan 2006
Sayfa sayısı: 325
Fiyatı: 19,00 TL

Arka kapak yazısı:
Tıpkı meçhul yazar Sebastian Knight gibi onlar da, bütün deneyselliklerin tükendiği noktada kopyaların labirentinde bir çıkış yolu arıyordu. Yazının artık tek başına var olmayacağı savıyla, yazılanlara bir de renklerin ve seslerin dünyasından bakılsın istediler. Sayfaların arasından sözlerin kendi müziğini göstermeyi, sonsuz kırmızı dairelerin dönendiği bir pencereye Carlos'un, Frieda'nın, Alicia'nın ve Barış'ın aşklarını sığıştırmayı. Gırnata'nın eski otellerinde cante jondo çalarken size 1500'lerden kalan mektupları okumayı, o kayıp Endülüs kuşağının resmini göstermeyi… derken hepimizi bir karelik filmin, bu oyunun gizli kahramanları yapmayı… Tıpkı matematikte sonsuza uzayan denklemler gibi, hiç bitmeyecekmiş gibi görünüyor böyle bakınca. Belki de, insanın düşünmekten usandığı bir aşkınlık noktası bu. Toprağa dönme anı gibi. Neandertal serüvenin ya da bütün "evren, bir" hikâyelerinin başlangıcına dönme arzusu gibi. Mağaralara yapılan ilk resmin arayışıyla; bir metin bir resim olabilir, bir film bir müzik ve bir kitap bir hiç…

"Şimdi bile gürbüz bir narı avuçluyorum. Bir kenarı çürük bir nar, sizin hikâyeniz benimkinin bittiği yerde başlıyor…"

Neden New York Neden Istanbul - Ahmet Gürsoy



80 s.
Fiyatı: 20.00 TL

Neden New York Neden IstanbulÓ isimli kitabımda iki kentin ortak yönlerini ele almaya çalıştım. Bu fikir 1992Õde, bir iş nedeniyle gittiğim Venedik'te oluşmaya başladı ve on sene sonra New YorkÕta tamamlandı. Bu çalışma, hem İstanbul'u bir Venedikli gözüyle görebilmemi hem de İstanbul'un dil, din ve kültürde New York'u andıran bir açık-kent olabilmesi için neden Osmanlıların gelişini beklediğini anlayabilmeme yol açtı.
Bu bağlantı iki kentin benzerliklerini araştırmamda çıkış noktam oldu. Aralarındaki 8000 km.'lik mesafe ve 300 senelik zaman farkına rağmen bu iki etnik merkezin açık kent olmada edindikleri başarılar inanılmaz benzerlikler göstermektedir.
Kitabımda her iki kentin özgürlük mücadelesine olan katkılarından bahsederken, New York'un Amerikan kurtuluş savaşı ve devrimine kazandırdığı ilerlemeyle, İstanbulÕun 1820-1920 arası Doğu Avrupa ve Balkanlarda başlayan milliyetçilik hareketlerine karşı gösterdiği açık-kapı anlayışıyla yarattığı birikim ve başarıyı karşılaştırdım. İstanbulÕun BatıÕya dönük birikimi sayesinde TürkiyeÕnin nasıl 1923Õte AvrasyaÕnın ilk ve örnek laik devletini kurabildiğini ve ardından başarılı devrimciliğini tamamladığını anlatmaya çalıştım.
Türkçeye çevrilerek "Neden New York Neden İstanbul" adıyla okurlara sunulan kitap, önce "A New Yorker By Choice" ismiyle İngilizce yayımlandı. Bunun bir nedeni, tarihsel benzerliklerin seçilmesinde esas aldığım bakış noktasının New York olması ve diğer nedeni de konunun önce evrensel bir süzgeçten geçmesini sağlamaktı. Ğ Ahmet Gürsoy


Ahmet Gürsoy, İstanbul Teknik ÜniversitesiÕnden inşaat mühendisi olarak mezun olduktan üç yıl sonra, 1954'te Illinois Institute of Technology'nin zemin mekaniği kürsüsünde asistan olarak laboratuvar derslerini vermeye başladı. Daha sonra ressam olmak amacıyla gittiği New York'ta yerleşti. Bu şehre gelişinden 11 yıl sonra New York Modern Sanat Müzesine üç resmini sattı. 20 yıl sonra da New York Ressamlar ve Heykeltraşlar Federasyonuna başkan seçildi. Bu arada mühendisliği hiç bırakmadı. 45 sene içerisinde tünel inşaasından atom artıklarının zararsız hale getirilmesine kadar birçok projede yer aldı.
Nobel ödüllü dünyanın en meşhur fizikçileri ile beraber çalıştı.

Hayatımızdaki İnce Şeylere Dair - Ahmet İnam



Üçüncü Basım: Ağustos 2002
Kapak Grafiği: Fatih Durmuş
Fiyatı: 10,00 TL

Kitaptan Bir Bölüm

"Kendimizi yaşayamıyoruz, tanıyamıyoruz. Doya doya üzülemiyor, doya doya sevinemiyoruz. Çevremize uyma, başkalarına göre yaşama endişesi, iç dünyamızı geliştirmemizi engelliyor. İçi olmayan, sığ insanlar oluyoruz. Çok az sözcükle konuşuyoruz. Yargılarımız basmakalıp, dünyayı algılayışımız sıradan; sürünün silik 'koyunları' olup çıkıyoruz. İsyanımız yok! Olsa da içimizde kalıyor. Etrafımızı kollayarak yaşadığımız için, 'herkes gibi', 'herkes kadar', 'bu kadar' olduğumuzu düşünüyoruz.
Hayat 'anlam vererek' yaşanıyor. Hayata nasıl bir anlam yüklüyorsak, hayatımız öyle oluyor. Anlam ufkumuz çok dar: Dünyanın 'bu kadar' olamayacağını anlayamıyoruz.
Hayat öylesine zengin ki! Bu zenginliği yaşamanın elbette biyolojik, sosyolojik, politik, ekonomik, düşünsel, ideolojik, inançlarımızla ilgili koşulları var. Bu koşulları aşabilmenin temel koşullarından biri, hayata karşı tavrımızı değiştirmekten geçiyor: 'Bu kadar değil' hayat! 'Ben bu kadar değilim.' Ötelerde bir can var, canlılık var. Olağanlığı içine tıkıldığımız hayatın olağanüstlüğü var. Hemen önümüzde. Gözlerimizin önünde. Göremiyoruz."

25 Aralık 2008 Perşembe

TÜRK EDEBİYATINDA MESNEVÎ TERCÜME VE ŞERHLERİ - İsmail Güleç


22,50 YTL

Mesnevî klasik edebiyatımızda, her biri kendi arasında kafiyeli ikişer mısradan oluşan uzun şiirlere verilen addır. Bununla birlikte zaman içinde anlam daralmasına uğrayarak Mevlânâ'nın mesnevî biçiminde yazdığı eserin adı haline gelmiş ve mesnevî denildiğinde akla, binlerce mesnevî arasından sadece Mevlânâ'nın Mesnevî'si gelmektedir. Mevlânâ, bütün tecrübelerini ve birikimini kendisini sevenlerine aktarma ihtiyacı duymuş, özelde Hüsâmeddin Çelebi'ye, genelde bu yola girmek isteyen herkese, yolun tehlikelerinden haberdar etmek, yolculuklarını sağ ve salim tamamlamak için gerekli uyarılarda bulunmak üzere Mesnevî'sini telif etmiştir. Mevlânâ'nın Mesnevî'si yazıldığından itibaren, Hint alt kıtasından Ortaasya içlerine, Kafkaslardan Arap yarımadasına, Anadolu'dan Doğu Avrupa'ya kadar çok geniş bir coğrafyada asırlardan beri tercüme ve şerh edilmektedir. Bu çalışmada Mesnevî'nin yalnızca Türkçe yapılmış tercüme ve şerhleri ele alınmıştır.

Çeşitli Yalnızlık Söylentileri - Mehmet Can Şaşmaz


12,50 YTL

"Her yazarın, bir de kitaplarında görünen ve biyolojik yaşı süresince, kendi içindeki yolculukları nasıl geçirdiğini gösteren bir yaşı vardır. Henüz 22'sindeki Mehmet Can Şaşmaz'ın, satırlarını dolduramadığı ilkokul defterine ithaf ettiği bu ilk kitabını, yaptığı hatırı sayılır uzunlukta, yalnızlıkta ve güçlükteki yolculuklar sonunda yazdığı anlaşılıyor. Bu yolculuklarda, başkalarının "ben"lerini de kendi "ben"i kadar iyi görebilmiş, gördüklerini ışıklı ayrıntılarla yansıtabilmiş Şaşmaz. Öykülerinden birinde bir doktor: "Tedavisi yok, böyle doğmuş, böyle ölecek! Ağır vaka yaz." diyerek teşhis koymuş. Ben de Mehmet Can Şaşmaz'ın bu öykülerini okuyunca abartmadan şöyle bir teşhis koyabilirim: "Tedavisi yok. Yazar doğmuş, yolculuğunu sürdürecek ve çok iyi bir yazar olarak ölecek." Böyle umut verici kitaplar okudukça, öykü yazınımız adına seviniyor insan." Mehmet Zaman Saçlıoğlu

24 Aralık 2008 Çarşamba

Alma Mahler veya Sevilme Sanatı - Francoise Giroud



Françoise Giroud
Çeviri : Ayşe Öktem
240 sayfa, 2. Hamur, Ciltsiz, 14 x 20 cm
ISBN : 9789944396455
15,00 YTL

Yetenekli bir kadındır Alma, çekicidir, yetenekli erkeklere hayrandır. Viyana'nın 1900'lerin başındaki hareketli kültür hayatı içinde önemli bir yeri vardır. 17 yaşındayken Wagner repertuvarını ezbere bilen, 20 yaşındayken 100 kadar lied bestelemiş bulunan bu genç kadın, "Bundan böyle tek bir mesleğin var, beni mutlu etmek. Besteci rolü de, çalışan rolü de bana düşüyor; seninki ise seven bir yoldaş, anlayışlı bir arkadaş rolü." diyen Mahler'in isteğini kabul ederek onunla evlenir.