Müzik Kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müzik Kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2010 Perşembe

A Summary Catalogue of the Turkish Makams – Eugenia Popescu-Judetz


A Summary Catalogue of the Turkish Makams – Eugenia Popescu-Judetz............ 30 TL
ISBN 978-9944-396-69-1, 16 x 23,5 cm, 164 s., 80 g., 1. Hamur , karton kapak
Barkod: 9789944396691
(Kitabın dili İngilizce’dir.)

Türk musikisi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Eugenia Popescu-Judetz, bu çalışmasında, on beşinci yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla kadar önemli 23 el yazmasını inceleyerek, bu kaynaklarda geçen makamların geniş bir katalogunu hazırlamıştır.

For over three decades I had the opportunity to research on Ottoman
musical writings in the Turkish libraries and to consult private
collections. Concurrently, I was able to study Ottoman musical
manuscripts kept in libraries outside Turkey. Along those years of
research I carried out persistent investigations that gave me access
to a large number of Ottoman materials ranging from the fifteenth
century to the end of the nineteenth century. As a result of
examining numerous musical manuscripts in Ottoman Turkish literature I
discerned the commonplace of themes in the majority of writings and
evaluated their structure at formal and generative level. Moreover, I
was able to ascertain the significant purport of certain sources over
others and to compare several versions of the texts.
The idea of this catalogue evolved gradually in my mind from the
perception that an explicit presentation of the makams would
constitute a valuable reference both for evaluating the historical
process of creating and performing music, as well as for establishing
the inventory of modal categories and their taxonomic relations. As
time passed, I was able to determine the development of a genuine
Turkish concept in works that provided descriptive and analytical
matter, and to detect through manuscript lines the significance of the
process involving the semantics of the practice of music at different
periods.
The present book is mainly focused upon the practical theory of the
makams reflected in the production and performance of the melodic
scales the way they are described in Ottoman manuscripts.

Eugenia Popescu-Judetz

8 Ocak 2010 Cuma

CÜNEYD ORHON ANLATIYOR: RADYO GÜNLERİM, Bülent Aksoy (Yay. Haz.)




ISBN 978-9944-396-66-0; 13,5x19,5 cm; 312 s.; fotoğraf albümü (16 s.)+ CD
Barkod: 9789944396660
20,00 TL

Bu kitapta “Radyo Günlerim” adı altında yayımlanan metin bir radyo mülakatıdır. On altı oturum sonunda ortaya çıkan bu mülakat 1999-2000 ve 2000-2001 yayın dönemlerinde Açık Radyo’da (Istanbul, 94.9 FM) “Radyo Anıları” adıyla yayımlanan uzun bir dizinin bir bölümüdür.

Kitabın ekindeki CD’de sözü geçen programlardan bir seçki bulunmaktadır.

“Türk musıkisi açısından bambaşka bir anlamı vardır devlet radyosunun. Radyo en az elli yıl boyunca bu musıkinin en etkili yayın kurumu ve icra ortamıydı. Kendi icracısını kendi yetiştirmek zorunda kalan radyo, bu yöndeki faaliyetiyle zaman zaman bir okul kimliği de kazanmıştı. Radyonun musıki programları yeni bir icra biçimi de getirmiştir. Kısacası, “radyo musıkisi” diyebileceğimiz yeni bir icra şekillenmiştir musıki hayatında.

“Radyo günleri”ni bu kitapta toplanan on altı saatlik bir söyleşi içinde dile getiren Cüneyd Orhon sadece bir radyo icracısı değil, Ankara, İstanbul, İzmir radyolarının, daha sonra da TRT’nin hemen hemen her kademesinde resmi görevler yüklenmiş bir radyo yöneticisi, bir radyo adamıydı.

Osmanlı-Türk musıkisinin devlet radyosu çatısı altında süren icrası bu musıkinin tarihinde mutlaka incelenmesi gereken bir yeni dönemeçtir. Radyo tarihi hakkında bugüne kadar çeşitli kitaplar yayımlandı. Ama bu kitabın onlardan önemli bir farkı var: Cüneyd Orhon, devlet radyosu bünyesinde yürütülen musıki çalışmalarını benzerine pek az rastlanabilecek ölçüde ayrıntılı bir biçimde, radyonun içini dışını bilen bir yetkili olarak tanıtıyor. Radyo tarihinin sayfaları bu söyleşilerde bir bir çevrilirken, üstü kapalı konuları gözler önüne sermekten sakınmıyor, yeri geldikçe de bizi radyo dünyasının atmosferine sokuyor.”

12 Kasım 2009 Perşembe

TÜRK MÜZİĞİNDE MAKAMLAR VE SEYİR ÖZELLİKLERİ



Nail Yavuzoğlu
ISBN 978-9944-396-63-9, 16x23,5 cm, 152 s.
Barkod: 9789944396639
20,00 YTL

Bu kitap makamların geleneksel yöntemlerle yapılan icrasını nedensellik ve seyir özellikleriyle incelemek, müziğimizin kendine özgü çerçeve içinde belirlenmiş kurallarını bir analiz malzemesi olarak saptamak ve özellikle eğitimde bir sistematik oluşturmak amacıyla hazırlanmıştır.

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Kentin Türküsü: Anadolu Pop-Rock - Cumhur Canbazoğlu





Kentin Türküsü: Anadolu Pop-Rock
Cumhur Canbazoğlu

Resimleyen: Aptülika, poster hediyeli
ISBN 978-9944-396-55-4, 16x23,5 cm, 368 s.
Barkod: 9789944396554
30,00 TL

1994-2001 arası Cumhuriyet Gazetesi'nde müzik haberleri, yorumları kaleme alırken, Cumartesileri müzik sayfası hazırlarken, özellikle yerli sanatçılarla, akımlarla, olaylarla ilgili doğru, güvenilir kaynak sıkıntısı çektim.
Geçmişi sadece yarım yüzyıla uzanmasına karşın yerli popla, rockla ilgili işe yarar bilgi o kadar sınırlıydı ki! Dönemin dergileriyle gazetelerine sıkışmış magazin kokan haberlerin ve söyleşilerin içinden cımbızla ayıklanarak çıkartılmış malzeme de olmasa koskoca sektör adeta tarihsiz kalacaktı.
Tabii ki bir dolu bilgi vardı bu haberler ve söyleşiler içinde ama ne derece doğruları yansıttıkları, tatmin edici oldukları da bir başka sorundu.
Gazeteciyseniz ne yaparsınız; gidip doğruyu insanlara, kaynağın kendisine sorarsınız değil mi?
Bunu da yaptım, ancak her kişiden arzu ettiğim ölçüde sağlıklı bilgi akışını sağlayamadım. Bellekleri zayıflamış, ürettiği plakların isimlerini, o dönem neler olup bittiğini anımsayamayan, bir köşeye hiçbir şekilde not düşmemiş yıldızlarla karşılaştım.
Hal böyle olunca, işin başa düştüğünü anladım ve popüler müzik tarihimizi belgeleyenler arasına kenarından köşesinden katılıp çorbada tuzum bulunsun istedim.
Anadolu Pop/Rock'la başladım; çünkü müziksever olarak bu işe emek vermiş isimlere sürekli borçlu hissettim kendimi. Bir avuç kentsoylu gencin yüzlerini Anadolu'ya çevirmesine, binlerce yıllık kültürü, gelenekseli evrensele taşıma çabasına saygı duydum. Müziğimizin evrenselleşmesinde en önemli adımlardan biri olarak gördüğüm bu yolun yolcularının serüvenlerini anımsatmak, anlatmak ve geleceğe taşımak, Anadolu Rock'ın Haluk Levent'le başladığını sanan gence, geçmişi on yıla bile ulaşmamış bir grubun ilk yerli progressive temsilcisi olduğunu iddia eden müzik yazarına doğruyu sunmak için yazdım kitabı.

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Türk Müziğinde Beylik Aranağmeler - Zeynep Barut


Türk Müziğinde Beylik Aranağmeler
Zeynep Barut
ISBN 978-9944-396-56-1
9789944396561
21 x 30 cm, 103 s., nota, spiral ciltli
30 TL

Türk müziği repertuvarında beylik olarak adlandırılan aranağmeler, kaynak ve kayıtlardan toplanıp tasnif edilerek bu kitapta müzik âlemine toplu şekilde sunulmuştur.
Melodik yapısı ve ritmik akışı beğenilen, sevilen ve bir çoğunun kimin tarafından yazıldığı bilinmeyen bazı aranağmeler aynı makam ve usulde bestelenmiş aranağmesi olmayan şarkıların başında ve sonunda çalınmaktadır. Özellikle Türk müziğinin vazgeçilmez bir türü olan fasıl icrasında da kullanılan bu aranağmelere müzisyenler arasında "Beylik" adı verilmiştir. Beylik aranağmeler bazı eserlerle o kadar bütünleşmiştir ki, bir bakıma eserin kendi aranağmesi gibi kabul görmüştür. Bu tür aranağmeler kitap içerisinde bir açıklama ile beraber yer almaktadır.

Kitap sadece Pan Yayıncılık'ta satılmaktadır.

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Mersin'den Yükselen Çağdaş Bir Ses Nevit Kodallı - Evin İlyasoğlu





















Evin İlyasoğlu, Mersin'den Yükselen Çağdaş Ses Bir NEVİT KODALLI.......35,00 YTL
ISBN 978-9944-396-57-8, 20 x 24 cm, 168 s., 1. hamur + 32 s. kuşe
fotoğraf albümü
Barkod: 9789944396578
Kitabın ekindeki CD'de Evin İlyasoğlu ve Nevit Kodallı'nın söyleşisi
(2003 Mersin Radyosu) ile bestecinin Viyolonsel Konçertosu'nun kaydı
yer alıyor.

Evin İlyasoğlu usta bir romancılık tekniğiyle Nevit Kodallı'nın yaşam
öyküsünü Mersin'in Gözne yaylasında geçirdikleri bir günün içine
sığdırmış. Bir nehir söyleşisini andıran anlatıda Gözne Kalesi,
Sunturas şelalesi ve Gözne yolları, tiyatro dekoru gibi yer alıyor.
Nevit Kodallı çocukluğundan başlayıp günümüze uzanan yaşam yolculuğunu
bu dekorun içinde anlatıyor.

Nevit Kodallı Cumhuriyet'le kurumsallaşan çoksesli müziğimizin ikinci
kuşak bestecilerinden. Çalışkanlığı, üretkenliği, kararlılığı ve doğru
bildiğini çekinmeden söyleyen karakteriyle tanınan kültür sanat
adamımız.
Mersin gibi çok-kültürlü bir ortamda doğmuş, küçücük yaşta besteci
olmayı aklına koymuş. Kulağında yetiştiği yörenin tüm sesleriyle
Ankara'ya yeni kurulan konservatuvara girmiş. Ardından Paris'e giderek
çağımıza yön veren bestecilerden Arthur Honegger'le ve nice besteciye
yol gösteren Nadia Boulanger'yle çalışma fırsatı bulmuş. Ankara'da
yeni kurulan Cumhuriyet'in geçiş dönemini yaşadığı gibi Paris'te de
savaş sonrasının geçiş dönemini yaşamış.
Eğitimini tamamlayıp Türkiye'ye döndükten sonra nice müzik kurumunda
hizmet vermiş, yüzlerce öğrenci yetiştirmiş, müzik sorunlarımızın
iyileştirilmesi için çaba göstermiş ve yazdığı pek çok yapıtla
çoksesli müzik tarihi zincirinin önemli halkalarından birini
oluşturmuş.
Atatürk Oratoryosu, Van Gogh ve Gilgameş operaları, Cumhuriyet
Kantatı, Hürrem Sultan Balesi, Sinfonietta, Telli Turna, Ebru,
Güzelleme, Viyolonsel Konçertosu, liedler, oda müziği yapıtları ve
piyano parçalarıyla, hemen her ortam için altmış yılı aşkın bir süre
düzenli aralıklarla yapıt üretmiş.
Kitabın eki olan CD'de Kodallı'nın konçerto alanındaki tek örneği
olan Viyolonsel Konçertosu ve Evin İlyasoğlu ile yaptıkları bir radyo
söyleşisinin kaydı yer alıyor. Sesiyle, müziğiyle, anılarıyla,
tanıklarıyla Nevit Kodallı, Cumhuriyet tarihimizin önemli bir kavşağı
olarak karşımıza çıkıyor.

5 Mart 2009 Perşembe

ANADOLU'DA BARTÓk'UN İZİNDE


Çeviren: Sanat Deliorman
Yayıma hazırlayan: Bülent Aksoy
15x22,5 cm; 224 s.; notalı, resimli; 20,00 TL
Barkod: 9789944396509

Macar etnomüzikolog, araştırmacı ve derleyici Dr. János Sipos, Anadolu’da Bartók’un İzinde adlı kapsamlı araştırmasında, Macar halk musıkisi ile Anadolu halk musıkisi arasındaki benzerlikleri ele alıyor. Bu konuya yanıt arayan ilk araştırmacı Béla Bartók olmuştu. Bartók 1936’da Türkiye’de halk musıkisi ezgileri derlemiş, derlediği türküleri de tek tek notaya geçirip bunları o bildiğimiz derin musıki bilgisiyle irdelemişti. Ne var ki bu eser, besteci öldükten yıllar sonra yayımlandı. Macarlarla Türklerin tarih öncesi çağları ve bu iki halkın musıki gelenekleri arasındaki bağlantıları derinlemesine ele alan bu eser etnomüzikoloji alanında başlı başına bir kilometre taşı olmuştu.

Sanat Felsefesi Üzerine - Cevad Memduh Altar


Yayıma hazırlayan: İnci Kut
13,5x19,5 cm; 176 s.; 15,00 TL
Barkod: 9789944396172


Cevad Memduh Altar, sanat tarihçisi, müzikolog, araştırmacı ve eğitmen kimliğiyle ömrünü ülkesinin çağdaş ve evrensel sanat yolunda ilerlemesine ve hak ettiği yere gelmesine adamış önemli bir kültür adamı.
Sanat Felsefesi Üzerine, Altar’ın, güzelin ve güzelliğin yorumu, sanatta estetik yargı, sanatsal yaratıda özgürlüğün rolü, estetik duyarlılık, sanat yaratıcılığında temel öğeler, estetiğin antik dönemden bu yana kronolojik evrimi, güzel sanatların oluşturduğu estetik yargı, müzik estetiği ve müzik sanatının anlatım gücü gibi konular üzerine yazdıklarını bir araya getiren değerli bir referans kitabı.
Cevat Memduh Altar, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konsertuvarı’nda lisansüstü program çerçevesinde verdiği Sanat Felsefesi ve Müzik Estetiği derslerinin notlarından oluşan bu kitabında, sanatın ve müziğin güzelliğini algılayabilme yolundaki düşünce ve kavramları örnekleriyle bizlere aktarıyor.

2 Mart 2009 Pazartesi

Müzikli Aklın Defteri - Ali Ergur



200 s.; 15,00 TL
Barkod: 9789944396400

Toplumbilimsel Değinmeler, Kitap-CD Eleştirileri, Konser İzlenimleri, Portreler, Türkiye’de Müzik ve Modernleşme adlı bölümleri içeren bu kitap, Ali Ergur’un çeşitli zamanlarda yayımlanmış yazılarından oluşmaktadır.

“Bu kitaba Müzikli Aklın Defteri adını vermeyi tercih ettim. Bunun bir çok nedeni var. Öncelikle, her üç sözcüğün herbirinin ayrı ayrı anlamları bu karışık metinler derlemesinde mevcuttur. Beni müzik yolculuğuma elbette onunla yaşadığım bir gönül macerası sürüklemiştir; bu bakımdan, müzik, birçok insanda olduğu gibi benim için de duygusal bir meseledir. Ama müziğin dünyasına nüfuz etmeye başladığım andan itibaren, pusulam aklım olmuştur. Aklın bunca toptan reddiyesinin kimi entelektüel çevrelerde pek marifet sayıldığı günümüzde, liberal-araçsal olmayan başka bir aklı yeniden inşa etmek için, kuramsal kılıflar giydirilmiş, araştırma ve fikir tembeli çağdaş pozlardan başka bir tavır gerektiği kanısındayım. Bu yüzden, ‘akıl’ sözcüğü son derece bilinçli seçilmiştir. Ancak bu, müzikli bir akıldır; uğradığı duraklardan analitik rasyonellik kadar, adı ancak euphoria olabilecek bir aşkta bulunacak kadar yoğun bir öznellik ve affect de derler. Nihayet, bunca sözün, varsa bir damla özgünlüğün, bir karalama defterinin sayfalarından taşanlar olduğu unutulmamalıdır. Müzikli Aklın Defteri, bütün kusurlarıyla, bir ressamın gündelik eskiz defteri gibi kabul edilmek gerekir; daha fazla bir değer ve iddia da taşımamaktadır.”
Ali Ergur

5 Şubat 2009 Perşembe

Bir Kültür Savaşçısı Osman Şevki Uludağ - Musiki Yazıları


25,00 TL, 240 sayfa, notalı, resimli, CD ekli
Hazırlayan: İrem Ela Yıldızeli


Yaprakları sararmış eski bir günlük ortaya çıkıveriyor. Günlüğü bulan İrem Ela Yıldızeli, sahibi ise Dr. Osman Şevki Uludağ… İrem’in büyükdedesi. Babaannenin evinden çıkan günlüğün devamı geliyor. Tozlu kutular, notalar, tarihin sayfaları arasında kaybolmuş yazılar, dergiler, fotoğraflar, pek çok mesele için yazılmış mektuplar…
Sonra hepsinin arasından musıki ile ilgili kısımlarının bir araya gelişiyle ortaya çıkan bir kitap…
Diliyle ve imlasıyla o zamana ait.

Zaman, Cumhuriyetin ilk yılları… Musiki adamı, yazar, siyaset adamı, tıp doktoru, tıp tarihçisi Dr. Osman Şevki Uludağ dönemin en hararetli tartışmalarını başlatıyor. Temelinde, musikimizi kendi kültürümüzü koruyarak, medeniyet dediğimiz şeyin üst sınırlarına çıkarmak…


“Bilinmelidir ki medeniyetin de milliyeti vardır. Millî olmıyan bir medeniyet milletin malı değildir. Kökü bizde olmayan musiki de bizim musikimiz olamaz. O, yeniden yeremeğe ve yeni meyveler vermeğe müsaiddir. Hattâ buna hasret kalmıştır.”

Dr. Osman Şevki Uludağ

31 Ocak 2009 Cumartesi

Sesimiz, Eğitimi ve Korunması - Gül Sabar



15,00 TL, 192 s.

İnsanoğluna bahşedilmiş en güzel hediyelerden biri, duygularımızı taşıyan sihirli araç “SES”tir...
Sesimizle konuşur, yine sesimizle konuşmanın özelleştirilmiş ve müzikli bir şekli olarak şarkı söyleriz. Şarkı, hem söyleyeni hem dinleyeni mutlu eden evrensel bir olgudur. Şarkı söylemek için sağlam bir beden ve ruh kadar güzel ve eğitilmiş bir sese de ihtiyaç vardır.
İşte bu kitap şarkı söylemek isteyenlere yardımcı olacak, yeteneği ve iyi bir “ses” malzemesi olanların ellerine, altın bir anahtar verecektir. Okuyan bu kitabı bitirdikten sonra Pavarotti veya Maria Callas olamayacak belki ama iyi bir ses sanatçısı olma yolunda önemli bir adım daha atmış olacaktır.
Sesi oluşturan organların yapısı, neden ses eğitimi alınmalı, nasıl nefes alınır, ses nasıl konuşma olur, diksiyon, rezonans, fonasyon, rejister nedir, ses çeşitleri ve vokal tanımlar nelerdir, ses sağlığına nasıl dikkat edilir gibi sesle ve şarkı söylemeyle ilgili çok çeşitli konular yanında, bu kitapta çok sayıda teknik çalışma ve egzersizler bulunmaktadır.
Kitabın yazarı Gül Sabar, opera sanatçılığının yanı sıra, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Şan Bölümü’nde 27 sene boyunca şan hocalığı görevinde bulunmuştur. Opera sanatçımız birçok operanın çeviri ve prozodilerini yapmış, İstanbul Devlet Operası’nın Dramaturgi, Konser ve Plan-Program bölümlerinde de çeşitli görevler almıştır.
Şan öğrencileri, şan eğitmenleri ve terapistler için yazılmış bu eser, aynı zamanda insan sesiyle hayatını kazanan veya “Ruhumuzun Müziğiyle” ilgilenen herkese yararlı bir rehber olacaktır.

Mehmet Ömür

Hatırat "Tuna Boyunca Anılarla Ezgiler" - Eugenia Popescu-Judetz



40,00 TL, 414 s.
Çev. Figen Bingül
Notalı, Resimli, Müzik CD’si ekli


“Şehrimizde yaşam acelesiz bir tempoda sürerdi. Evimiz kahveler ve tavernalarla çevrili küçük üçgen bir meydanı olan şehir çarşısına yakındı. Hemen hemen her gün oradan geçerdim. Çarşının demirbaşlarından biri her renk ve şekilde acadele satan bir Türk şekerleme satıcısıydı.”
Eugenia Popescu-Judetz müzikolog ve sanat tarihçisidir. Yıllarca Pittsburgh Duquesne Üniversitesi'nde Doğu Avrupa ve Türkiye'nin halk müziği ve seyirlik sanatları üzerine dersler vermiştir.
Hatırat-Tuna Boyunca Anılarla Ezgiler, şehirler ve kişiler ekseninde gelişen bir anı kitabıdır. Eugenia Popescu-Judetz'in hayatında önemli yer tutan Cantemir'den Sarı Saltık'a, Panait Istrati'den Yaşar Nabi'ye kadar birçok kişiye; Bükreş'ten İstanbul'a, Adakale'den Dobruca'ya kadar birçok şehre bir minnet borcunun ifadesidir.
Kitapta ayrıca, eşi Gheorghe Popescu-Judetz ile yıllar süren derleme çalışmalarının öyküsünü, bu müziklerin notalarını ve kitabın ekindeki CD'de de bu müziklerden örnekleri bulabilirsiniz.

Geçmişin Musıki Mirasına Bakışlar - Bülent Aksoy


16,00 TL, 288 s.

Bülent Aksoy, Avrupalı Gezginlerin Gözüyle Osmanlılarda Musıki, Sermüezzin Rifat Bey’in Ferahnak Mevlevi Ayini kitapları ile Eugenia Popescu-Judetz ve Béla Bartók’tan yaptığı çevirilerle müzikoloji çevrelerinin yakından tanıdığı bir isim. Aksoy’u kitapları dışında yıllardır Açık Radyo’da sürdürdüğü programlarıyla Türk musıkisi tutkunları da izliyor.
Bülent Aksoy, Geçmişin Musıki Mirasına Bakışlar isimli bu yeni kitabında yirmi yılı aşkın bir zamandır çeşitli sanat ve kültür dergilerinde yayımladığı deneme, makale ve incelemelerden bazılarını bir araya getiriyor.
“Kimi yazılarda deneme ile inceleme iç içe geçiyor. Bunun belli bir sebebi var, o da, musıki mirasımıza, musıkimizin sorunlarına eğilirken her zaman musıkinin kendi iç sorunlarının teknik çerçevesi içinde kalamamamdır. Yakın geçmişin dertleri musıkinin içindeki siyasetlerle, ideolojilerle iç içe geçmiştir bir kere. Aynı türden dertler daha uzak geçmişe gidince bile bir noktada nüksedebiliyor. Birtakım kemikleşip adeta resmîleşmiş yargılar hemen karşınıza çıkıyor. Böylece, musıki ile ilgili konular musıkinin dışına sarkmaya başlıyor; buradaki yazılarda olduğu gibi.” – Bülent Aksoy

Ben Bir Orkestra Şefiyim - Charles Munch



Çeviri: Üner Birkan
96 sayfa, 10,00 TL

1891 Strasbourg’da (Almanya, 1945’ten bu yana Fransa) doğan Charles Munch müzik eğitimine çok küçük yaşlarda başladı. Daha sonra Paris ve Berlin’de keman dersleri aldı. Strasbourg Konservatuvarı’nda, daha sonra ünlü Leipzig Gewandhaus Orkestrası’nda başkemancı olarak görev aldı. İlk kez 1932’de Paris’te Straram Orkestrası şefi olarak kürsüye çıktı. Bunu, kuruluş çalışmalarına da katıldığı Paris Filarmoni Orkestrarsı şefliği izledi. 1949-1962 yılları arasında Boston Senfoni Orkestrası’nın şefi, 1952-1962 yılları arasında da anglewood’daki Berkshire Müzik Merkezi’nin yöneticisiydi. Munch, Fransa’ya döndükten sonra, 1963’te Ecole Normale de Musiquie’in başkanlığına getirildi. 1967’de, zamanın Kültür Bakanı André Malraux’nun öngörmesiyle, yeni kurulan Orchestre de Paris’nin baş yönetmeni oldu. Özellikle Modern Fransız yapıtlarının seslendirilmesine büyük önem veren Charles Munch, 1968’de Richmond, Virginia’da (ABD) öldü.

Munch, Üner Birkan’ın çevirdiği Ben Bir Orkestra Şefiyim adlı kitabında orkestra şefliği deneyimlerini aktarıyor okuyucuya.

“Orkestra şefi” teriminin içinde bir “hükmetme, yönetme” ögesi vardır. Ama, kuru kuruya komut vermekten çok daha önemli olan, o komutların içeriğini açıklayabilmek, onları benimsetebilmektir. Bunu da nutuk atarak değil, davranışlarınızla, devinimlerinizle, gerçek etkileme gücünüzle, açık seçik ve karşı konulmaz bir ışınlamayla başarabilirsiniz. Kürsüde yerinizi alıp da sözgelimi, Schumann’ın ya da Beethoven’in bir senfonisi için ilk ölçüyü vurmaya hazırlandığınız an, yüzlerce çift göz üzerinize dikilir; herkesin, ışığını yakmaya ve içinin kıvılcımını alevlendirmeye koştuğu bir güç kaynağı gibi olursunuz. İşte o anda, o güne dek topladığınız müzik bilgileri birikiminin hiç önemi kalmaz artık; sizden istenen yalnız, yaşamanız, kalbinizin atışına yol vermeniz, ruhunuzdan titreşimler yaymanız, heyecanlarınızı dile getirmenizdir.”
“Bu mesleğe kırk yılınızı verdiğiniz halde, boğazınızı sıkan o korkuyu, deniz baskını gibi yükselip alçalan o kaçıp gitme duygusunu hâlâ içinizde duyuyor musunuz? Her konserde o coşturan, korku veren yürek daralmasını daha da şiddetlenmiş olarak hissediyor musunuz? Çok iyi öyleyse. Durmadan ilerliyorsunuz, görevinizi her geçen gün daha iyi kavrıyorsunuz demek ki!” - Charles Munch

Beethoven - Edouard Herriot

413 sayfa, 20,00 TL

Beethoven’in doğduğu yıl olan 1770’te Wolfgang Amadeus Mozart on dört yaşındaydı ve yaratıcılığının olgunluk dönemine giriyordu. Otuz yaşındaki Joseph Haydn, Esterhazy Prenslerinin sarayına çekilmişti. Mozart Beethoven ile sadece bir kez karşılaşmış, 1809 yılına kadar yaşayan Haydn ise genç Beethoven’e birkaç ders verme fırsatını yakalamış, Viyana’ya yerleşen Beethoven’in Op.1 Üçlüleri ve ilk senfonileri Ustayı şaşırtmıştı. Viyana halki Haydn ve Mozart’ı, senfoni, dörtlü, piyano ve orkestra için konçerto, oratoryo, opera gibi çok farklı türleri mükemmel seviyelerine taşıyan müziğin ustaları olarak kabul etmişti. Tarih, Viyana halkını haklı çıkartacaktı. Aynı halk, Beethoven’in, Habsburglar’ın başkentine yerleşmesinden on yıl sonra, müzik yaşamlarının içine giren bu garip kişinin seleflerinin yeteneklerine sahip olduğunu ve derin değişimler hazırladığının farkına varmıştı. Ama gerçekte, müzik dünyasındaki çağdaşlarından çok azı, müziğinin gelecek yirmi beş yıl içinde katedeceği mesafeyi önceden görebilmiş, 1815 ile 1826 yılları arasında bestelediği yapıtları, onu yaşayan en büyük besteci olarak gören, seven ve sayan sadık yorumcuları için bile anlaşılmaz olmuştur.
Bu büyük dehanın yaşamını konu alan kitabın yazarı Édouard Herriot, 1872-1957 yılları arasında yaşamış, Başbakanlık, Bakanlık, sosyalist parti başkanlığı yapmış bir siyaset adamı, çok sayıda edebiyat, siyaset ve tarih kitabının yazarı olan ünlü bir kişiliktir. Herriot, Beethoven’in yaşamı, eserleri, çevresi hakkında bizleri aydınlatırken, aynı zamanda o dönemde siyasi, sosyal ve kültürel ortam hakkında da değerli bilgiler aktarmıştır. Kısacası, bu kitap, dikkatle okunması gereken bir eserdir.

Ayşe Öktem

71 Türk Bestecisi (71 Turkish Composers) - Evin İlyasoğlu



25,00 TL, 356 sayfa

20. yüzyılla birlikte gelen yeni güzelduyum bütün sanat dalları gibi müziği de peşinden sürükledi. Türk bestecileri de 1920'li yıllardan başlayarak çağın yeni müziğine örnekler verdiler. Kendi seslerini, evrensel yöntemlerle birleştirdiler, geleneklerini çağın sesiyle örtüştürdüler.
İlk kuşaklar çağın öncü akımlarını izleyerek, geleneksel Türk müziğinden yola çıktılar ve besteciliğin yanısıra, öğretmenlik ve yöneticilik de yaparak, canla başla Türkiye'nin yeni müziğini oluşturdular. Sonraki kuşaklar müziğin genel akışındaki soyutlamanın yanısıra geleneksel sesleri satır aralarında duyurdular. Bugünkü genç kuşaklar dünyanın dört bir yanında çalınan ve CD'lere kaydedilen yapıtlarıyla bütün ülkelerdeki gibi, artık uluslararası sanatçı olmanın özelliğini taşıyorlar.
Evin İlyasoğlu, bu kitabıyla çoksesli çağdaş Türk bestecilerinin öncü kuşaklarından en genç kuşaklarına dek uzanıyor. 71 Türk Bestecisi / 71 Turkish Composers, Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan metinlerle bestecilerin özgeçmişlerini, yapıt listelerini ve diskografilerini içeriyor. Bu kitap, araştırmacılar, yorumcular, konser salonu yöneticileri ve müzik öğrencilerine bir el kitabı olduğu kadar, müzikle doğrudan ilgilenmeyenlere de çağdaş Türkiye'ye ait bir belge niteliğinde.

Müzik Yazılarım - M. Halim Spatar

15,00 TL, 197 sayfa

Yazar ve çevirmen kimliğiyle bilinen M. Halim Spatar’ın çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmış müzik yazılarının derlendiği bu kitapta, Mahmut Ragıp Gazimihal’den Hans Eisler’e, Ruhi Su’dan John Cage’e kadar geniş bir yelpaze sunuluyor.

Yiddish Fantasy - Cihat Aşkın

7,50 TL

Günümüzün önde gelen keman virtüozlarından ve Türk Keman Okulu'nun uluslararası temsilcilerinden Cihat Aşkın, son yıllarda kazandığı haklı ve sağlam ün ile kuşağının önde gelen sanatçılarından biri olarak adını duyurmaktadır. Uluslararası alanda Amerika, Asya, Avrupa ve Afrika'nın birçok yerinde konserler ve resitaller veren, radyo, TV ve CD kayıtları gerçekleştiren, kemancılığının yanı sıra, kuruculuğunu yaptığı İstanbul Oda Orkestrası ve Filarmonia İstanbul orkestralarının da yöneticiliğini yapmış olan Aşkın, birçok başarılı projeye imza atmış ve kendi adını verdiği Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları (CAKA) projesi ile Türkiye'nin her yerinden topladığı öğrencilerin gelişimlerinde büyük rol oynamıştır.
Aynı zamanda Müzik İleri Araştırmalar Merkezi'nin (MIAM) kurucularından ve yöneticilerinden biri olan Aşkın akademik alanda görev yaptığı İTÜ ve Türk Müziği Devlet Konservatuvarı çatısı altında sanatsal faaliyetlerini sürdürdüğü gibi Türkiye, Bulgaristan, İsrail ve İsviçre gibi ülkelerde çeşitli yarışmalarda jüri üyesi olarak bulunmuş ve 1999 yılından beri İsrail, Keshet Eilon Keman Masterclasslarında fakülte üyesi olarak görev yapmaktadır.
İlk ikisi okura ulaşan nota dizisi Pan Yayıncılık tarafından sürdürülecektir.

29 Ocak 2009 Perşembe

Caz Müziğinde Akor Dizileri - Nail Yavuzoğlu




3. Basım Ekim 2000, 12,50 TL

Bu kitap, hem icracı, hem de kuramsal bilgi yönünden belli bir düzeye gelmiş müzisyenlerin faydalanacağı ve zaman zaman başvuracakları bir kaynak kitap niteliğinde hazırlanmıştır...

Other Words - İlhan Mimaroğlu



108 sayfa, 8,00 TL

New York'ta yaşayan ünlü bestecimiz İlhan Mimaroğlu, kitaplarını bugüne kadar sadece Türkçe olarak yayımlamıştı. İlk kez bu kitabında ABD'de İngilizce yazılmış yazılarını bir araya getirdi. Yazılar; gazete yazıları, program ve plak notları ile konuşma metinlerinden oluşuyor.