Gri Yayın Dizisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gri Yayın Dizisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2009 Pazartesi

Sokrates'in Gerçek Savunması - Kostas Varnalis



Çeviren: Ari Çokona
88 s.; 10,00 TL


“Kostas Varnalis, bu kitapta ‘Sokrates arkasında yazılı eserler bıraksaydı neler yazardı?’ sorusunu yanıtlamaya çalışıyor. 20. yüzyıl materyalist felsefesinin kavramlarını kullanarak, “bilgelerin bilgesi”ni muhalif, toplumcu bir düşünür olarak takdim ediyor. Kaynakların dışına çıkmamaya özen göstererek; antikite ve felsefe tarihi hakkındaki sınırsız bilgisi, derin genel kültürü, sevgi dolu yaklaşımı ve ince mizahıyla yarattığı bu Sokrates, Platon’un bildik Sokrates’inden daha az gerçekmiş gibi görünse de, yadsınamaz şekilde ondan daha sevimli duruyor.”
Ari Çokona


Kostas Varnalis, 1884’te Bulgaristan’ın Burgaz kentinde doğdu. Filibe’deki Zarifia Lisesini bitirdikten sonra, Atina Üniversitesi Felsefe Fakültesi’nde Yunan Edebiyatı ya da İlahiyat bölümünden mezun oldu. Çeşitli okullarda edebiyat öğretmeni ve müdür olarak çalıştı. 1918’de Yunan hükümetinin bursuyla Paris’te doktora eğitimi aldı. Genç yaşlarından itibaren çeşitli dergilerde yazdığı şiirlerini 1905’te Kirithres (Bal kovanı) adıyla yayımladı. O dönemlerde antik Yunanistan hayranı ve milliyetçi olmasına karşın laik düşünceleri ve resmi kurumların dayattığı arkaik yapay katharevusa yerine halk dili demotiki’yi kullandığı için çeşitli kovuşturmalara uğradı. Paris’e gitmeden önce yazdığı uzun epik şiir Proskinitis’le (Hacı, İbadetçi) herkesin takdirini kazanarak, kuşağının millî şairi olarak tanımlandı.
Varnalis, Paris’te Marksist çevrelerle ilişkiye girer ve dünya görüşü değişir. 1922’de yazdığı To Fos Pu Kei (Yakıcı Işık) adlı uzun şiiri Yunan edebiyatının ilk savaş karşıtı, devrimci eseridir. Öğretmenlikten istifa ederek Yunan Komünist Partisi’nin yayın organı Rizospastis (Radikal) gazetesinde çalışmaya başlar. Düşünceleri yüzünden 1935’te Ay Strati Adası’na sürgün edilir. Artık Yunan solunun en büyük şairi konumuna yükselmiştir. 1974’te Atina’da 90 yaşında ölür.
Yurtdışında daha çok “Sokrates’in Gerçek Savunması” ve “Penelope’nin Günlüğü” adlı nesirleriyle tanınır. Bu yapıtlarında, antikiteyi kendine özgü lirik ve mizahi tarzıyla yorumlayarak, kapitalist sistemin değerlerini sorgular.
Diğer tanınmış eserleri: Kuşatılmış Köleler (1927), Şiirler (1956), Özgür Dünya (1965), Halkın Öfkesi (1975) Şiir. Hadımlar Halkı (1923), Diktatörler (1965), Edebî Anılar (1980) Nesir. III. Attalos (1972) Tiyatro.

13 Şubat 2009 Cuma

Anlamak ve Anlatmak - Oya Adalı


Oya Adalı, ANLAMAK VE ANLATMAK
352 s., 17 TL



"Anlamak ve Anlatmak", genelde okuma yazma uğraşı içindeki tüm okurlara, özelde de yüksek öğretimde Türk Dili öğrenimi gören, Türkçe-Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği bölümlerinde okuyan öğrencilere ve eğitimin her düzeyinde Türkçe-kompozisyon dersi okutan eğitimcilere yardımcı olmak için hazırlandı. Kitabın amacı, düşünsel metinleri okuyup doğru ve eksiksiz olarak anlayabilme, düşünsel bir metin geliştirebilme, yazınsal metinleri okuyup algılamanın temel becerilerini edinebilme, konuşma, dinleme, okuma ve yazma etkinlikleriyle söz dağarcığını, dil deneyimini genişletme ve Türkçenin olanaklarını, inceliklerini tanıma olarak toplanabilir.

31 Ocak 2009 Cumartesi

Oluş - Florian Tathagata


Çeviren: Ayşin Albayrak
88 sayfa, 10,00 TL

“Size daha iyi bir dünya vaat eden gurulardan uzak durun.” diyen Tathagata insanları bir gün her şeyin değişeceği vaadine ve sonrasındaki hayal kırıklığına karşı uyarıyor. Çünkü ona göre mesele değişmek değildir. Olup biteni akışına bırakmak ve her şeyi olduğu gibi deneyimlemektir. Doğru sorular doğru cevaplardan daha etkilidir ona göre.

Bu kitap, Güney Hindistan’da 10 gün süren inziva sırasında yapılan karşılıklı konuşmaların kayıtlarından düzenlenmiştir. Sorular ilk bakışta kişisel görünse de oluşan sohbet herkese hitap etmektedir.


KİTAPTAN BİRKAÇ ALINTI:

“Düşüncelerinizden kurtulmayı isterseniz, emin olun ki onları çoğaltırsınız.
Acıdan kurtulmayı isterseniz, acıyı iki kat daha fazla hissedersiniz.
Aydınlanmamış olmaktan kurtulmaya çalıştığınızda, daha aydınlanmamış olacaksınız.”

“Daima her şeyi bilmek istedim.
Ancak hayatın sırları var. Ben onlara öylesine saygı duyuyorum ki cevaplarını bulmakla ilgilenmiyorum.
Sadece olanın keyfini çıkarıyorum ve bu saflığa saygı duyuyorum.”

“Kalbin gerçekten açık olması için önce kırılması gerekir. Açık bir kalp, biz ne kadar başka türlü olmasını istesek de, içimizde olan her şeyin olduğu gibi olmasına hazır olmanın bir mahsulüdür. Aslında biz kalbi açamayız; onu korumaktan vazgeçtiğimizde, kırılır ve o zaman kendi açılır.”

Yemen Seyahatnamesi ve Bitkisel Coğrafyası - Doktor İbrahim Abdüsselam Paşa





15,00 TL, 136 sayfa

“...İslam üstatları doğu ülkelerinin coğrafyasını tam bir gerçeklikle tasvir ederek ilk haritayı getirdiler.
Eski üstatların insanlık âlemi ve medeniyete etmiş oldukları önemli hizmetleri takdirle anarak, eski zamanların gıpta ettiği şu adalet ve meşrutiyet döneminde naçizane bir hizmet olarak eskileri takliden şu eserciği yazmaya niyet ettim.
Coğrafya ve doğa tarihi gibi medeni toplumların ilerlemesinin biricik sebebi olan bir şeyin -ayrıntı da olsa- yazımı gerçekten kudretimin üstünde iken niyetteki güzelliğin sevkiyle cüret ederek bu kıtada gördüklerimin haritasına, yörenin ibret verici olayları ve tarihi hikâyelerini de ekleyerek ve şimdiye kadar bilinmeyen bitki ve ağaçlarını mevki mevki kayıt ve deftere geçirme ile son olarak bunları ait oldukları ailelere göre ayırarak ve özelliklerine ilişkin bazı bilgiler de ekleyerek sunuyorum.”

İbrahim Abdüsselam


Bu kitap görev için Yemen’e gönderilen Doktor İbrahim Abdüsselam Paşa’nın (ö. 1927), bölge coğrafyası ve bitki örtüsünü titizlikle kaydettiği notlarından oluşmaktadır.
Hayatı hakkında çok fazla bilgiye sahip olmadığımız İbrahim Abdüsselam Paşa ile ilgili eldeki birkaç belge, torunu Leylâ Pekcan tarafından kitabın sonuna eklenmiştir.

Suyun Ayak Sesi - Sohrab Sepehri

10,00 TL, 79 sayfa
Çevirenler: Şirin Mehran-Işık Tabar Gençer

(Farsça orijinalleriyle)

İran’ın çağdaş şairlerinden ve ressamlarından olan Sohrab Sepehri 6 Ekim 1928’de Kum kentinde dünyaya geldi. Kaşan’da büyüdü. Sepehri 1950’li yılların sanatçılarındandır. Ahmed Şamlu’nun ifadesiyle “Bu neslin sanatçılarının en belirgin özelliği karmaşık dünyanın karşısında nerede durduklarını ve kendi kimliklerine nasıl sahip çıkacaklarını bilmeleriydi.”
Sepehri, Avrupa, Mısır, Pakistan, Hindistan ve Japonya’da bulundu. Hindistan’da Doğu bilgeliğiyle ve Japonya’da Zen-Budizmle tanıştıktan sonra kendine has bir üslup elde etti. Bunu şiirlerine ve resimlerine aktardı.
Sepehri, resimleriyle şiir yazar, şiirleriyle resim yapar.

Kaşan şehrindenim.
İşim resim yapmaktır.
Bazen bir kafes boyar,
Size satarım.
Orda mahpus çayırkuşu, sesiyle
yalnız gönlünüzü tazelesin diye.
Bu bir hayal, bu bir hayal,
Biliyorum,
Tuvalim cansızdır.
İyi biliyorum,
Çizdiğim havuz balıksızdır.

Sevdim Onu - Beki L. Bahar



9,00 YTL, 136 sayfa

30 Ocak 2009 Cuma

SERBESTZÂDE AHMET HAMDÎ İSKİLİBÎ DİVÂN-I HAMDÎ - Dr. İsmail Güleç

10,00 TL
Ocak 2004, 117 s.

Son devir tefsir ve fıkıh âlimlerinden olan Ahmet Hamdî (1864-1939) öğrenimini tamamladıktan sonra yurdun çeşitli yerlerinde âşâr memurluğu, mal müdürlüğü, muhasebecilik ve defterdarlık görevlerinde bulundu. Hamdî mahlasıyla şiirler yazan Ahmet Hamdî XX. yüzyılın klasik tarzda şiir yazan şairlerindendir. Arapça, Farsça ve Fransızca bilen Hamdî’nin bu divanda klasik tarzda yazılmış şiirleri, methiyeleri ve tasavvuf şiirleri yer almaktadır.

BEETHOVEN’Lİ ÖLÜM - Kriton Dinçmen

9,00 TL
Şubat 2007, 82 s.

Kriton Dinçmen ruhu gösteren bir aynayı kodlayıp kitap yapmış. Muhteşem!
Ve yapmış gene yapacağını… Şifreleri masanın üzerine bırakıyor, bize oda oda aratıyor. Her sayfada bir kod ve karşılık notası.
İnsanların ruh problemi olur da, ruhların insani problemi olmaz mış
Ruh doktoru bir insan mı yoksa insan doktoru bir ruh mu?
Murat Birsel


"Celâl Bey'in Yüksekkaldırım'daki gezintilerinin başka bir amacı da vardı: Fazilet ile buluşmadan önce, doğrudan doğruya Yüksekkaldırım'dan yukarı çıkar ve oradaki yaşlı bir Rum plakçıya uğrardı. İki yaşlı adam dost olmuşlardı; yaşlı plakçı Celâl Bey'in mahremiyetine girme saygısızlışını hiç göstermemesine rağmen, gelen misafirinin acısına katılıyordu. Senfonik müzik plakları ile dolu mağazada Celâl Bey'e sıcak bir çay bardağı eşliğinde biraz temiz müzik dinletiyordu. Bu arada aralarında fazla bir konuşmanın sürüp gittiği de söylenemezdi... İki yaşlı adam birbirinin derin gizliliğine konuşmadan giriyor, acılarını paylaşıyorlardı. Ve, bu ziyaretlerin sonunda aşağı yukarı hep aynı cümleler tekrarlanıyordu.
- Benim için bir şeyler hazırladınız mı, efendim?
Ve beyaz kolalı yakalı gömlekli plakçı, dükkânının arkalarına giderek beraberinde bir paketle dönüyordu:
- Dört set temin edebildim, beyefendi... Temiz kullanılmış... dikkat ettim... hele birisi... von Karajan Berlin Senfoni'yi idare ediyor... Çok güzel bir Kader Senfonisi... hemen hemen cızırtısı hiç yok.. sizin nasıl kullandışınızı biliyorum... ümit ederim ki, bunlar size kış sonuna kadar yeter... Size iyi Beethoven'ler dilerim..."

Beyaz Işık - Rudy Rucker



Çev. Esen Tabar
Haziran 2007, 303 s.
12,50 TL

Felix Rayman ilgisiz öğrencilerine matematik anlatmakla günlerini geçiren, Cantor'un Süreklilik Problemi'yle boğuşan ve boş vakitlerinde ofiste yerde uyuyan bir matematik öğretmenidir.
Rüyaları ona sonsuzluğa ulaşmanın yollarını gösterecektir. Böylece Einstein ve Cantor ile karşılaşacak, bir hamam böceği ile birlikte Beyaz Işık'a doğru yola çıkabilecektir.

Rudy Rucker, dünya çapında bir matematikçidir. Matematik kitaplarının yanı sıra çok sayıda bilim kurgu romanı da yayımlanmıştır. Siberpunka alternatif olarak transreal olarak adlandırdığı bir tarz geliştirmiştir. Bu tarzın özü gerçek hayatın fantastik terimlerle ifade edilmesidir. Hayatın Sırrı, Beyaz Işık, Seks Küresi transreal romanlarıdır.

“Aşağı yukarı Beyaz Işık'ı yazdığım zamanlarda Sonsuzluk ve Akıl isimli kurgusal olmayan bir kitap yazdım. Bu kitap da Princeton University Press tarafından yeniden basıldı. Bir anlamda bu iki kitap aynı şey üzerine yazıldı: İnsan aklı Mutlak Sonsuzluğu nasıl kavrayabilir? Eğer Beyaz Işık sonsuzlukla ilgili daha fazla bilgi için sizi iştahlandırdıysa, Sonsuzluk ve Akıl'a da bir göz atabilirsiniz.
.... Ben Beyaz Işık'ın ana önermelerine hâlâ inanıyorum: Tanrı'nın insanlar tarafından doğrudan kavranması mümkün olan, göz kamaştırıcı bir beyaz ışık olduğuna ve bu kozmik Tek'in, Sıfır ile Sonsuzluğun buluştuğu bir noktada bulunduğuna. Son yıllarda edindiğim ek bir inanç da şudur ki, Tanrı, şahsî olmayan, metafiziksel, soyut bir kavram olmasına rağmen tek tek insanlara ruhsal zorluklarını aşma konusunda yardım edebilir ve edecektir. Sadece istemelisiniz.”

29 Ocak 2009 Perşembe

Yüzyüze - Tan Oral




Kitap tasarım ve uygulama Çağla Turgul
228 sayfa, 25,00 TL

Şu veya bu nedenle Tan Oral'ın kalemine takılan tanıdık, tanımadık yüzlerce bildik yüz çizimleri.

İstanbul Schneidertempel Sanat Merkezi'nde açılan sergi için 1000 adet basılmış ve numaralandırılmıştır.

"Şu ya da bu nedenle kalemime takılan yüzlerce yüz, yıllarca dosyalarda üst üste yığılarak biriktikten sonra, bu kez bu kitapta toplaşmayı ve bir sergi ile insan yüzüne çıkmayı başardılar.

Özel bir çaba ve özel bir seçim yapmadım, eklemedim, çıkarmadım. Ne var ki, bu kitaba çok azı girebildi. Gerçekten de günlük yaşam, çalışmalar, görev ve etkilenmeler içinde kalem oynatırken, bazen not alırcasına hızla, ya da sabır isteyen yoğuun emekle kağıt üstüne düşen bu izler, içinde yüzdüğüm insan denizinin bana vuran kimi dalgalarını oluşturuyor gibiydi.

Yüzler zihnimizde yer edip arşivlenirken, belki fazla yer tutmasİn diye en can alıcı, en akılda kalıcı birkaç ayrıntı ve oranlama ile saklanıyorlar. Gerçeği ile artık bir ilgisi kalmamış, ama gerçeğinin ta kendisi olarak hem de...

Tanıdığımız bir yüzü hatırlarken, içindekileri ayrıştıramadığımız ve tanımlayamadığımız ama iyi bildiğimiz bir lezzet gibi, sadece bir tat gelir dilimize. İşte o, artık O'dur, deriz. Onu bir başkasına hatırlatmak için de ayrıntılara boğulmuş bilgi yumağı ve anatomik açıklamalar yerine, işte o lezzetten bir damla tattırmak yeterli olacaktİr. Belleğim, o karmaşık arşivinden anında bulup çıkaracaktır o lezzetin sahibini. Çünkü daha önce tadı damağımda kalmıştır da ondan. Fazla teferruat ve malumat ise ağız tadını kaçıracaktır."

Tan Oral

Yeşil Tahtalar - M. Hulusi Damgacıoğlu





Basım barihi: Nisan 2006
Sayfa sayısı: 133
Fiyatı: 7,50 TL

Arka kapak yazısı:
M. Hulusi Damgacıoğlu, Bergama'da doğdu. Balıkesir Lisesi'nde parasız yatılı olarak okuduktan sonar İTÜ'den Makine Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Yazar bu kitabında çocukluğundan başlayarak, aile çevresini, okullarını ve Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde liman, karayolu ve demiryolu inşaatlarında yokluklar içinde özveri ile çalışan arkadaşlarını anlatıyor.

"İşten güçten başka gözü bir şey görmeyen saf Anadolu çocuklarıydık ve tek derdimiz daha çok çalışıp hem yurdumuza hem de ana babamıza faydalı olmaktı."

Yeşil Şahin ve Sihirli Flüt - Daniel Moyano



İspanyolca aslından çeviren: İnci Kut


141 s. , 10,00 YTL


Gitarist Ricardo Moyano'nun kendisi gibi müzisyen olan babası Daniel Moyano'dan müzikli öyküler.

...
1960'la 1976 yılları arasında, Arjantin'in kuzeydoğusunda çalışan bir müzik topluluğunda viyola çalıyordum. Bu yörede yolculuk ederek müziği hem düzlüklerin hem de sıradağların en ücra köylerine götürüyorduk. Oralarda konser salonu bulunmadığından okulların avlularında, ağaçların altında ya da Andlar'dan Atlantik'e doğru inen ırmakların kıyılarında çalardık. Neredeyse at sırtında dolaşan, bir tür taşralı gezgin çalgıcılardık. Bu açıdan da gerçekten virtüoz sayılırdık, çünkü sağrısında bir de viyolonsel taşıyarak doru bir atın sırtında dolaşmak öyle her babayiğidin harcı değildir. Canlı müziği ömürlerinde ilk kez dinleyen köylüler için çalıyorduk. Herhalde Marslılara benzettikleri bizlere bakarken gözlerini koca koca açarlardı. Bu halimizle, ta uzaklardaki Avrupa'dan kalkıp dünyanın sipsivri güney ucundaki en kuş uçmaz kervan geçmez köşelerine kadar ulaşan klasik müziğin temsilcileriydik bizler.

...
Buenos Aires'te 'Şahin' denilen yeşil renkli bazı otomobillerin canice eylemlerine hiçbir tehlikeye atılmadan karşı koyabilen tek şey, neredeyse mucizevi bir yapıya sahip olan, son derece entipüften, küçük bir müzik grubuydu. Benim de gözden düştüğümü, bu 'Şahin'lerin kentin her yanında dolaşarak harıl harıl beni aradıklarını ve saklanmam gerektiğini haber vermek için Carlos'un bana telefon ettiği gün, olası kurtuluşumun basit birkaç müzik bilgime bağlı olduğunu anlamak beni şaşırtmıştı.

Tebriz'in Kış Güneşi - Nefrin Tokyay












TEBRİZ’İN KIŞ GÜNEŞİ - NEFRİN TOKYAY ........................ 10.00 TL

ISBN 975-8434-86-1, 13,5 x 19,5 cm, 160 s., kitap kağıdı
Barkod: 9799758434861


Nefrin Tokyay :
Tiyatro oyuncusu, yönetmen ve eğitmendir. İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro bölümünden sonra İstanbul Şehir Tiyatroları?nda ve çeşitli özel tiyatrolarda oyuncu olarak çalıştı. Bakırköy Belediye Tiyatrolarının kuruluşunda ve yönetiminde yer aldı. I978 - 80 arası Sinematek yöneticiliği ve Yeni Sinema dergisinin Yazı İşleri Müdürlüğü yanında sinema yazıları yazdı ve çeviriler yaptı.Oyunculuğun yanısıra yönetmenlik de yapan sanatçı 1996 yılından beri eğitmenliğe devam etmektedir.
Akademi İstanbul?da Ses/Nefes ve Doğaçlama, Bilgi Üniversitesi?nde Konuşma Teknikleri üzerine ders vermiş olan sanatçı halen MSM?de Antik Yunan Tiyatrosu, Mitoloji ve Doğaçlama dersleri vermeye devam etmektedir. İlk romanı Gizli Evin Kitabı 2003?te yayımlanmıştır.

Kitap hakkında:
Tebriz?in Kış Güneşi romanı, Mevlana Celaleddin?in mürşidi Şems-i Tebrizi?nin öldürülmesinin ardındaki gerçekleri 13. yy. Anadolu Selçuklu atmosferinde ele almakta. Selçuklu sarayı taht ve iktidar savaşları ile sarsılır, Anadolu Moğol işgali altında ezilirken, Başkent Konya da Şems-i Tebrizi ile uğraşmaktadır. Sarayın ve Konya halkının sevip saydığı Mevlana ile aralarına giren Şems adındaki bu sivri dilli adam kimdir ?
Bir tüccar, bir Kalenderi dervişi, bir veli mi ? Yoksa Hasan Sabbah?ın kalesi Alamut?tan gönderilmiş bir casus, asıl görevi davetçilik olan bir Batıni mi ? Roman bu sorulara tasavvufun dilinden bir yanıt ararken, cinayetin perde arkasındaki olası siyasi entrika ve hesaplara da göz atar. Aralarında Mevlana?nın oğlu Alaeddin Çelebi?nin de olduğu suikast çetesi adım adım cinayete yaklaşırken Şems?in kimliği üzerindeki karanlık aralanmamıştır.
Bir nakkaşın hiç görmeden resmettiği bir suret, bir rebab ustasının rebabında yeniden can bulan ses, Buharalı bir tüccarın aynasında gördüğü güzellik ve ölüm ya da kendi korkularını hançerleyen bir katilin hiç susmayan vicdanı ve tıpkı bir kış güneşi gibi karanlık bulutların arkasında parlamaktadır Şems.

Sultan II. Abdülhamid'in Sürgün Günleri (1909-1918) / Hususi Doktoru Atıf Hüseyin Bey'in Hatıratı - Metin Hülagü



İkinci Baskı
374 s. 25,00 TL

Son dönem Osmanlı tarihinin en çok tartışılan konularından birisi şüphesiz Sultan II. Abdülhamid ve dönemidir. Elinizdeki kitap bu dönemi ve padişahı daha yakından tanımaya yarayacak ipuçlarını verecektir...

Âtıf Hüseyin Bey, Abdülhamid Selanik'e sürgüne gönderildiği zaman kendisine ve aile efradına bakmakla görevlendirilmişbir askerî doktordur. Yaşamı hakkında pek bir şey bilinmeyen doktor, Abdülhamid'le ilgilendiği yıllar boyunca günlük tutmuştur. Tamamı 12 defter olan bu günlükler, Selanik yıllarından başlayarak, Abdülhamid'in İstanbul Beylerbeyi Sarayı'na nakline ve ölümüne kadar sürmektedir.

Metin Hülagü'nün yayına hazırladığı günlükler, AbdülhamidÕin hastalıkları, ilaçları, hastalıklara karşı başvurduğu tedavi şekilleri ve özellikle kullandığı bitkisel tedavi metotları hakkında bilgi edinmenin yanısıra özel hayatı, düşünce ve inanç yapısı, hisleri, sevgi ve nefretleri, kişiliği ve daha çok Avrupa ülkelerine ait hatıraları, şahsî ve siyasî yaklaşımları konusunda bulunmaz bir kaynaktır.

Senaryo Kuramı - Semir Aslanyürek



Kapak grafiği: Fatih Durmuş
İkinci basım: Nisan 2004
Fiyatı: 15,00 TL

1986 yılının sonlarına doğru SSCB Devlet Sinema Enstitüsü (VGİK) Oyunculu Film Yönetimi Fakültesi'nden mezun olup Türkiye'ye döndükten sonra, senaryoların hâlâ 1930'lu yılların yazım yöntemiyle yazıldıklarını gördüm. Yani sayfa ortadan bir çizgiyle ikiye bölünüyor, sol tarafa filmsel olayın metni, sağ tarafa da diyalog ve sesle ilgili notlar yazılıyor.

Elime geçen birkaç senaryoyu incelediğimde ise, asıl sorunun biçimsel olmaktan çok ötede olduğunu ve senaryoların herhangi bir kompozisyondan yoksun, diyalektik gelişmeye yatkın olmayan mekanik bir hareketin şematik bildiriminden ibaret olduklarını fark ettim.Ó Yazar bu kitabında senaryonun yazımındaki inceliklere ve tekniklere dikkati çekiyor. Kitap, sinema dramaturjisi, film senaryosunun kompozisyon sorunları, film senaryosunun biçimsel sorunları başlıklı üç bölümden oluşuyor.

Sebastian Knight / Bir Endülüs Hikayesi - Saliha Nilüfer



Diğer özellikler:
Kitabın ekinde kitapla ilgili çeşitli müzik, film ve animasyonların yer aldığı bir de CD-ROM veriliyor.

Yayın yönetmeni: Işık Tabar Gençer
CD-ROM tasarım: Hasan Basri
Baskı hazırlık: Fatma Tulum
Kapak resmi: Hasan Basri
Kapak grafiği: Fatih Durmuş
Basım tarihi: Nisan 2006
Sayfa sayısı: 325
Fiyatı: 19,00 TL

Arka kapak yazısı:
Tıpkı meçhul yazar Sebastian Knight gibi onlar da, bütün deneyselliklerin tükendiği noktada kopyaların labirentinde bir çıkış yolu arıyordu. Yazının artık tek başına var olmayacağı savıyla, yazılanlara bir de renklerin ve seslerin dünyasından bakılsın istediler. Sayfaların arasından sözlerin kendi müziğini göstermeyi, sonsuz kırmızı dairelerin dönendiği bir pencereye Carlos'un, Frieda'nın, Alicia'nın ve Barış'ın aşklarını sığıştırmayı. Gırnata'nın eski otellerinde cante jondo çalarken size 1500'lerden kalan mektupları okumayı, o kayıp Endülüs kuşağının resmini göstermeyi… derken hepimizi bir karelik filmin, bu oyunun gizli kahramanları yapmayı… Tıpkı matematikte sonsuza uzayan denklemler gibi, hiç bitmeyecekmiş gibi görünüyor böyle bakınca. Belki de, insanın düşünmekten usandığı bir aşkınlık noktası bu. Toprağa dönme anı gibi. Neandertal serüvenin ya da bütün "evren, bir" hikâyelerinin başlangıcına dönme arzusu gibi. Mağaralara yapılan ilk resmin arayışıyla; bir metin bir resim olabilir, bir film bir müzik ve bir kitap bir hiç…

"Şimdi bile gürbüz bir narı avuçluyorum. Bir kenarı çürük bir nar, sizin hikâyeniz benimkinin bittiği yerde başlıyor…"

Neden New York Neden Istanbul - Ahmet Gürsoy



80 s.
Fiyatı: 20.00 TL

Neden New York Neden IstanbulÓ isimli kitabımda iki kentin ortak yönlerini ele almaya çalıştım. Bu fikir 1992Õde, bir iş nedeniyle gittiğim Venedik'te oluşmaya başladı ve on sene sonra New YorkÕta tamamlandı. Bu çalışma, hem İstanbul'u bir Venedikli gözüyle görebilmemi hem de İstanbul'un dil, din ve kültürde New York'u andıran bir açık-kent olabilmesi için neden Osmanlıların gelişini beklediğini anlayabilmeme yol açtı.
Bu bağlantı iki kentin benzerliklerini araştırmamda çıkış noktam oldu. Aralarındaki 8000 km.'lik mesafe ve 300 senelik zaman farkına rağmen bu iki etnik merkezin açık kent olmada edindikleri başarılar inanılmaz benzerlikler göstermektedir.
Kitabımda her iki kentin özgürlük mücadelesine olan katkılarından bahsederken, New York'un Amerikan kurtuluş savaşı ve devrimine kazandırdığı ilerlemeyle, İstanbulÕun 1820-1920 arası Doğu Avrupa ve Balkanlarda başlayan milliyetçilik hareketlerine karşı gösterdiği açık-kapı anlayışıyla yarattığı birikim ve başarıyı karşılaştırdım. İstanbulÕun BatıÕya dönük birikimi sayesinde TürkiyeÕnin nasıl 1923Õte AvrasyaÕnın ilk ve örnek laik devletini kurabildiğini ve ardından başarılı devrimciliğini tamamladığını anlatmaya çalıştım.
Türkçeye çevrilerek "Neden New York Neden İstanbul" adıyla okurlara sunulan kitap, önce "A New Yorker By Choice" ismiyle İngilizce yayımlandı. Bunun bir nedeni, tarihsel benzerliklerin seçilmesinde esas aldığım bakış noktasının New York olması ve diğer nedeni de konunun önce evrensel bir süzgeçten geçmesini sağlamaktı. Ğ Ahmet Gürsoy


Ahmet Gürsoy, İstanbul Teknik ÜniversitesiÕnden inşaat mühendisi olarak mezun olduktan üç yıl sonra, 1954'te Illinois Institute of Technology'nin zemin mekaniği kürsüsünde asistan olarak laboratuvar derslerini vermeye başladı. Daha sonra ressam olmak amacıyla gittiği New York'ta yerleşti. Bu şehre gelişinden 11 yıl sonra New York Modern Sanat Müzesine üç resmini sattı. 20 yıl sonra da New York Ressamlar ve Heykeltraşlar Federasyonuna başkan seçildi. Bu arada mühendisliği hiç bırakmadı. 45 sene içerisinde tünel inşaasından atom artıklarının zararsız hale getirilmesine kadar birçok projede yer aldı.
Nobel ödüllü dünyanın en meşhur fizikçileri ile beraber çalıştı.

N'etti Bu Yunus N'etti - Hüsrev Hatemi


235 s., 20,00 TL

Yunus Emre, Türk dillerinin, Anadolu Türkçesi alt başlığının
ilk büyük şairidir.
Yunus Emre, kendini övmeyip kınayan, sadece davasını ve sevdiğini öven
'Melâmi' mistiklerin Anadolu'daki ilk büyüklerindendir.
Yunus Emre bizimdir, bizdendir, fakat sadece bizim değildir. Ayrıca bütün insanlığın büyüklerindendir.
Yunus Emre Saint Georges'u sever, Hazret-i İsa'yı sever, Hazret-i Musa'yı sever. Bütün bunları kendisine öğreten Hazret-i Muhammed'i çok sever. Kimi sevmez? Onu söylemiyor. Diyor ki,
'Ben dava için gelmedim dünyaya, sevgi için geldim.'

Metin Erksan Sineması - Birsen Altıner




178 sayfa, 15.00 TL

Tutku, mülkiyet gibi temalara eğilmesi, yalnız, saplantılı kişilerin hikâyelerini anlatması, büyük fotoğraflar, mankenler gibi görsel öğeleri kullanması ve özellikle 1960?lİ yıllardan itibaren yaptığı filmlerde gözlenen sinema dilinin ortaklığı dolayısıyla Metin Erksan?ı sinemamızın az sayıda ?auteur?lerinden biri ve önde geleni kabul etmek gerekir.

Metin Erksan?İn filmlerinde kullandığı düşünce yapılarını incelediğimizde, mülkiyet, mülke sahip olma isteğinin doğurduğu suç ve ceza, yine bu düşünce yapılarına bağlı olarak tutku, tutkunun uzantısı olarak cinsellik ve gerçekçilik temalarıyla karşılaşırız.

Metin Erksan?ın filmlerinde yarattığı karakterleri de kendine özgüdür. Yönetmen, Türk sinemasının geleneksel iyi-kötü karakterler ayrımını bulanıklaştıran filmler çevirerek Türk sinemasının geliştirdiği ve uyguladığı şablonları kırmıştır.

Heybeli'de Tanrı ve Adam - Büyüklere Bir Masal - Kriton Dinçmen






Yayın yönetmeni: Işık Tabar Gençer
Dizgi: Emine Çiğdem Göç
Baskı hazırlık: Fatma Tulum
Kapak resmi: Aptülika
Kapak grafiği: Fatih Durmuş
Basım tarihi: Nisan 2006
Sayfa sayısı: 64
Fiyatı: 7,50 TL

Diğer özellikler:
Aptülika tarafından resimlenmiştir.

Arka kapak yazısı:
Kriton Dinçmen, heybeli'de tanrı ve adam kitabında, ölümünden sonra yargılanan bir adamın hikâyesini masalsı bir dille sunuyor okura. Tanrı yargılama sırasında adama şöyle sesleniyor: "Ve de… çarpık düşünceler, sapık değer yargıları, çifte standartlar, ucuz faydalılık öğeleri, düşmanlık tohumları sana yerleştirilmek istendiğinde… neden insan olmanın en has ifadesi olan hayır deme gücünü göstermedin?"

Dünyayı kasıp kavuran, insanlığı yok eden savaşlara ve şiddetin her türlüsüne "hayır deme gücü"nü gösteren herkesin okuması ve okutması gereken bir eser.