15 Haziran 2010 Salı

TÜRK MUSİKİSİ


Yazan: Ahmet Selim Teymur
Fiyatı: 25,00 TL

ISBN 978-9944-396-78-3, 16x23,5 cm, 238 s., 70 gr kitap kağıdı, notalı
Barkod: 9789944396783

“Türk Musikisi”, Ahmet Selim Teymur’un Trabzon Liseleri’nden Yetişenler Derneği’nde musiki çalışmalarına katılanlara yol göstermek üzere hazırladığı bir kaynak kitaptır.
Önce 1979-81 yılları arasında üç ayrı cilt olarak yayımlanan kitap, sonradan tek bir cilt haline getirilmiştir.
Nazari bilgilerin incelikleri, Ahmet Selim Teymur’un çok önem verdiği genç kuşakların kolayca kavrayabilecekleri bir dil ve sistematikle aktarılmaya çalışılmıştır.
Kitapta, Genel Bilgiler, Basit Makamlar, Küçük Usuller, Göçürülmüş (Şed) Makamlar, Birleşik Makamlar ve Büyük Usuller yer almaktadır.

YENİ BİR HAYAT




Yazan: Hüseyin İğdirli-Kemal Duygu
Fiyatı: 20,00 TL

Bir TOC (Theory of Constraints) Romanı
Herkes için okullarda öğretilmeyen zenginlik yöntemi
“Memur zihniyeti”nden nasıl kurtuluruz?

ISBN 978-9944-396-80-6, 13,5x19,5 cm, 280 s., 70 gr kitap kağıdı
Barkod: 9789944396806

İster başka birinin şirketinde maaşlı olalım, ister küçük veya büyük kendi işimiz olsun, eğer iyi para kazanmak istiyorsak, “kendi işimizin patronluğunu” üstlenebilmeliyiz. Aksi halde “hak ettiğimiz” parayı kazanamayız.
Bunun için öncelikle “parasal okuryazar” olmalı ve paranın dilini öğrenmeli, ardından zihinsel haritamızda para kazanma yollarımızı tıkayan “yanlış varsayımlarımızı”, damarlarımızdaki kan dolaşımını engelleyen pıhtıları temizler gibi söküp atmalıyız.
Ardından “parasal zekâmızı” geliştirmemiz gerekecektir. Bunu da marketing uygulamaları içinde pişerek yaparız. Böylelikle iyi para kazanma adayı oluruz.
“Parasal okuryazarlık”tan, “parasal zekâya” giden yolun sonunda “Yeni Bir Hayat” başlar. Hangi eğitim düzeyinde olursak olalım yeni bir hayat hepimiz içindir.
Günümüzde “En zararlı bağımlılıklarımız uyuşturucu, şeker ve ‘maaş’tır”; bu roman ‘maaş’ bağımlılığından nasıl kurtulacağımız üstünedir.

Görüşlerinizi bekliyoruz.


Hüseyin İğdirli-Kemal Duygu

E-mail: huseyin.igdirli@igg.com.tr
kemal.duygu@igg.com.tr
Twitter: twitter.com/Huseyin_Igdirli

2 Haziran 2010 Çarşamba

Beethoven Çorbayı Neden Fırlattı?


ve diğer büyük bestecilerin hayatlarından pek çok öykü de cabası…

Yazan: Steven Isserlis
Çeviren: İnci Ötügen
Fiyatı: 15,00 TL
ISBN 978-9944-396-79-0, 13,5x19,5 cm, 184 s., 70 gr kitap kağıdı, resimli
Barkod: 9789944396790

- Bach’ın oğlu babasına neden peruklu moruk diyordu?
- Stravinsky’nin kedisinin başına neler geldi?
- Brahms merdivenden kayar mıydı?
- Schumann parmağını nasıl sakatladı?
- Veee Beethoven çorbayı neden fırlattı?


Bu kitap çocuklara klasik müzik dünyasını, bestecileri ve müzikleriyle tanıtmak üzere kaleme alınmıştır. Ünlü çellist Steven Isserlis en beğendiği altı bestecinin –Bach, Beethoven, Mozart, Schuman, Brahms ve Stravinsky- yaşam öykülerini, müziklerini alışmadığımız bir tarzda ele alıyor. Gerçek olaylar, tarihler, anekdotlar ve resimlerle zenginleştirilmiş kitap, çocuklar (ve tabii anne babaları) için vazgeçilmez bir kaynak.


Steven Isserlis’in doğumu oldukça eski bir çağa rastlar. Bütün ailesi müzikle uğraşırdı. Annesi piyano çalardı, babası keman, ablaları da keman ve viyola. O da tek başına kalmasın diye viyolonsele başlamış, çok geçmeden de hayatta yapmak istediği tek şeyin viyolonsel çalmak olduğuna karar vermiştir. (Biraz da bu sayede sabahları erkenden kalkıp işe gitmek zorunda kalmayacağı için.) Şimdilerde bütün dünyayı dolaşıyor, kendisini dinlemek isteyen herkese (ve dinlemek istemeyen üç beş kişiye) konserler veriyor. Kayıtları da var. Cello World adlı CD’sini çok seviyor. İngiltere’de, İskoçya’da ve Amerika’da eğitim gördü. Esas öğretmeni Jane Cowan, çok hoş tuhaflıkları olan bir hanımdı. Bu hanım ona bestelerini çaldığı bestecilerle arkadaş olması gerektiğini gösterdi. Isserlis 1998’de “müziğe yaptığı hizmetler”den ötürü İmparatorluk Nişanı ile ödüllendirildi, başkalarına söyleyemiyor ama aslında bu nişanın ona yakışıklılığından dolayı verildiğini düşünüyor için için; 2000’de kıvırcık başına güzel bir şey geldi, bu kitabın bir bölümünde anlatılan besteci Robert Schumann’ın doğduğu Zwickau şehri, ona Schumann Ödülü verdi. Steven, hayatını düzene sokmaya çalışan Pauline, düzenini bozmayı başaran oğlu Gabriel, bir sürü viyolonsel ve bir piyanoyla birlikte Londra’da yaşıyor. Birçok hobisi var, ama müzik dinlemek ve kitap okumak ayrı tutulursa, en sevdiği şey bol bol yemek yemek.

3 Mayıs 2010 Pazartesi

DİLİN İNTİKAMI


Ernst Jandl
Çeviren: Hayati Yıldız
Fiyatı: 12,00 TL
ISBN 978-9944-396-73-8, 13,5x19,5 cm, 84 s.
Barkod: 9789944396738

Almanca’da deneysel şiir dendiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan ve 2000 yılında aramızdan ayrılan Viyanalı şair Ernst Jandl, 70’li yıllardan itibaren (deneysel) şiirde az rastlanan bir popülerliğe ulaştı. Jandl, çocuksu hevesini ve nüktesini hiç yitirmeden ama acımasız gerçekçiliğinden de ödün vermeden, hiç tükenmeyen merakı ve araştırıcılığıyla hep daha önce denenmemiş biçimleri arayıp buldu. Somut şiir ve Dada’nın etkisi altında kendine özgü bir şiir dili geliştirmeyi başaran şair, görsel, diyalekt, işitsel şiir gibi yeni yönelimlerle şiirini her dönem baştan aşağı değiştirdi; kimi zaman, göçmen işçi Almancası’ndan geliştirdiği bozulmuş, yepyeni bir dil yarattı, kimi zamansa somut şiiri alışılagelmiş formundan çıkartıp gerçekliğin (örneğin Nasyonal Sosyalizmin) betimlenmesinde araç olarak kullandı. Gündelik hayatın dilinden yola çıktığı ve tekrar ona geri döndüğü şiirlerinde sadece edebiyatı değil Almanca dilini de etkiledi, ona yeni ifade olanakları kazandırdı. Jandl sadece şiir yazmakla kalmadı, onları ayrıca şiirselliklerinden hiçbir şey eksiltmeyecek bir biçimde seslendirdi ve bazen de caz müziği ile birleştirerek sanatını yeni alanlara taşıdı.
Elinizdeki seçki her biri Jandl’ın şiir güzgâhının ana durakları olan yirmi beş şiiri bir araya getiriyor. Birkaç şair kariyerini rahatlıkla içinde barındırabilecek geniş çaplı yaratısını seveceğinizi umuyoruz.

(Arka kapaktan)

NATÜRMORT


Josef Winkler
Çeviren: Burak Özyalçın
Fiyatı: 12,00 TL
ISBN 978-9944-396-71-4, 13,5x19,5 cm, 94 s.
Barkod: 9789944396714


“Muhteşem. Var olmanın gelip geçiciliğine dair büyük bir şiirsel çalışma. Bütün gücüyle duyulara hitap eden bir kitap.”
Marcel Reich-Ranicki

2008 yılında Almanca’nın en önemli edebiyat ödülü sayılan Georg Büchner Ödülü’nü kazanan Josef Winkler, Roma’da hayatın nabzının attığı yerlere götürüyor bizi. Bir yanda Vittorio Emanuele Meydanı’nda hafta içi kurulan pazarın dur durak bilmeyen hareketliliği, diğer yanda pazar günleri Vatikan’ın önünde bekleşen insanların inanç, ticaret ve cinsellikle çevrili dünyası.
Her ne kadar kitabın ana kahramanı balıkçı tezgâhında çalışan ergenlik çağındaki Piccoletto olsa da, zaman zaman oğlanın çevresinde akıp giden şehir yaşantısı ön plana çıkıyor. Otobüste, metroda sallana sallana seyahat eden yolcular, bağırış çağırışlarıyla ortalığı yıkan alıcı ve satıcılar; okura renklerini, kokularını ve irkiltici yanlarını sanki yanı başındaymışçasına hissettiren bir et ve balık pazarı; dinî mekânlar; orada burada bekleyen hacılar, turistler, dilenciler, fahişeler, seyyar satıcılar, uyuşturucu bağımlıları, evsizler… Gördüklerini adeta bir film kamerası gibi en ince ayrıntısına kadar kaydeden yazarın dur durak bilmeyen sonsuz resim galerisi okuyanda baş döndürücü bir duygu yoğunluğuna yol açıyor.
Sözcüklerini bir besteci titizliğiyle seçen Winkler, dualara özgü ritmik tekrarlarla dolu şiirsel diliyle ölüm, cinsellik ve din konulu dev bir natürmort çıkarıyor karşımıza.

(Arka kapaktan)

23 Nisan 2010 Cuma

ELEKTROGİTAR EFEKTLERİ VE AMPLİFİKATÖRLER


ELEKTROGİTAR EFEKTLERİ VE AMPLİFİKATÖRLER....10,00 TL
Cem Öcek
Genişletilmiş 2. baskı
ISBN 978-9944-396-76-9, 13,5x19,5 cm, 94 s.
Barkod: 9789944396769


Elektrogitar, amplifikatör ve efekt aletleri üçlüsü kullanılmaya başlandığından beri müziği etkileyip değiştirmiş, teknolojiyle birlikte müzikte ifade şekilleri değişmiş ve yeni akımlar doğmuştur.
Kullanılan gitar ne kadar kaliteli olursa olsun, kulağa gelen son ses amplifikatör ve efekt aletlerinden geçerek oluştuğundan, elektrogitar çalan birinin, istediği sesi alabilmesi için gitarı olduğu kadar, amlifikatörleri ve efekt aletlerini de tanıması gerekmektedir.
Kitapta bu üçlünün en az elektrogitar kadar önemli olan amplifikatör ve efekt aletleri üstünde durulmuştur.

ŞOSTAKOVİÇ VE TÜRKİYE


ŞOSTAKOVİÇ VE TÜRKİYE………………16,00 TL
Ferah Tahirova,
ISBN 978-9944-396-72-1, 13,5x19,5 cm, 216 s.
Barkod: 9789944396721
Türkçe-Rusça iki dilli, fotoğraflı


1935 yılının ilkbaharında, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün daveti üzerine SSCB’nin en önemli sanatçılarından oluşan bir heyet Türkiye’ye gelir. Heyetin üyeleri arasında resim, tiyatro, bale ve müzik sanatının seçkin isimleri yer almaktadır.
Bu sanatsal ziyaret Türk sanatçıları için olduğu kadar SSCB’ye mensup halkların sanatçıları tarafından da heyecan dolu anılarla doludur. Bu heyette genç bir besteci olan Dimitri Şostakoviç’in bulunması Türk müzik çevreleri için olduğu kadar, Şostakoviç için de önemlidir.
Şostakoviç, gerek besteleriyle gerekse siyasal kişiliği ile Türk müzik sanatının çağdaş uygulayıcıları arasında heyecan yaratmış ve daha sonraki dönemlerde de adından sürekli söz ettirmiştir.

Bu kitapta, bu ziyaretle ilgili olarak, gerek Türk gerek Rus basınında yer alan fotoğraflar, makale, haber, mektuplar ile diğer arşiv belgelerine dayanarak XX. yüzyılın ünlü bestecisi Dimitri Şostakoviç’in Türk müzik kültürü ile temasları incelenmektedir.

Kitap Türkçe ve Rusça olarak okurlara sunulmaktadır.

8 Nisan 2010 Perşembe

BİTKİBEN


Ömer Şişman, BİTKİBEN……………9,00 TL
ISBN 978-9944-396-74-5, 13,5x19,5 cm, 64 s.
Barkod: 9789944396745


“bunlara chili sosla insan getirsen yerler”


İlk kitabı hata devam ediyor (2005) hakkında yazılan hatırı sayılır yazılarla çok az şaire nasip olmuş ilginin odağı haline gelen Ömer Şişman’ın ikinci kitabı Bitkiben Pan/heves kitaplığı’nda...

Şiiri “şiirsel”in dışında aramak, Şişman şiirinin başat düsturlarından biri; deyim yerindeyse tam bir klişe düşmanı. Sınır tanımayan bir iştahla, gazete kupürlerinden, reklam metinlerine, “günümüz Türk şiiri”nden, çenesi kırılmış birinin konuşma şekline, farazi roman taslaklarından, kamera-göz’e takılan görüntülere varana değin her şey Şişman’ın dil laboratuarının malzemesi; Bitkiben’i okurken kendinizi hayatın laboratuarında bulacaksınız. Evet “benzerlik vardır”, benzeri hayatın ta kendisi olan bir şiir yazıyor Ömer Şişman... Tutuk ama sözünü sakınmayan, naif ama öfkeli, duyarlı ama çığırtkan olmayan, soğukkanlı birinin şiirleri bunlar...

KORO


Ömer Aygün, KORO……………9,00 TL
ISBN 978-9944-396-75-2, 13,5x19,5 cm, 68 s.
Barkod: 9789944396752

“ne güzel şey gereksiz tutturmak şov yapmak
vazgeçince her şeyin değişmesi”

Ömer Aygün’ün “ilk ve ilkel” kitabı taş gün’den 8 yıl sonra, ikinci şiir kitabı Pan/heves kitaplığı’ndan çıktı: Koro. İki güzelleme, iki Rimbaud çeşitlemesi, iki kahvaltı töreni, iki koçaklama, bir de erginleme: “artık kendi melodinizsiniz.”

Kısacası; kaldığı yerden coşkuya ve üslupsuzluğa devam.

Heves XXV



HEVES XXV....5,00 YTL
Şiir-Eleştiri
Hazırlayanlar: Ali Özgür Özkarcı-Mehmet Öztek-Ömer Şişman


Heves’in 25. sayısında Küllük/pano köşesinde Akif Kurtuluş ve Efe Murad’ın yazıları yer alıyor. Akın Terzi, Deleuze’ün en büyük şairler arasında saydığı Ghérasim Luca üzerine bir yazı kaleme alırken, Ömer Aygün, Luca’nın önemli şiirlerinden Passionnément’i dilimize kazandırıyor. Salih Yurttaş “Milli, Siyasi Şiir Sorusuna Yeniden” başlıklı yazısıyla şairin milliliğinin tarihsel çerçevesini irdelerken, Utku Özmakas piyasa edebiyatı, ortak şiir yazma çabaları, ödül karşıtlığının bir poza dönüşmesi vb üzerinden şiir ortamımızı ele alıyor. Ali Özgür Özkarcı 80 ve post-80 şiirini konu edinen yazısının ilk bölümünde Haydar Ergülen ve Akif Kurtuluş şiirlerini incelerken, Cihat Duman, Ah Muhsin Ünlü şiirini çözümlüyor.

Heves’in klasikleşen Bellek köşesinde ise bu sefer Mehmet Davut Özdal’dan beş şiir yer alıyor.

Heves 25’te şiirleriyle yer alan şairler: Mehmet Öztek, Ali Özgür Özkarcı, Efe Murad, Dick Higgins, Ghérasim Luca, Mehmet Davut Özdal, Nazmi Cihan Beken, Aras Keser, Denge Esentürk, Cem Uzungüneş, Olcay Özmen.

18 Şubat 2010 Perşembe

A Summary Catalogue of the Turkish Makams – Eugenia Popescu-Judetz


A Summary Catalogue of the Turkish Makams – Eugenia Popescu-Judetz............ 30 TL
ISBN 978-9944-396-69-1, 16 x 23,5 cm, 164 s., 80 g., 1. Hamur , karton kapak
Barkod: 9789944396691
(Kitabın dili İngilizce’dir.)

Türk musikisi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Eugenia Popescu-Judetz, bu çalışmasında, on beşinci yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla kadar önemli 23 el yazmasını inceleyerek, bu kaynaklarda geçen makamların geniş bir katalogunu hazırlamıştır.

For over three decades I had the opportunity to research on Ottoman
musical writings in the Turkish libraries and to consult private
collections. Concurrently, I was able to study Ottoman musical
manuscripts kept in libraries outside Turkey. Along those years of
research I carried out persistent investigations that gave me access
to a large number of Ottoman materials ranging from the fifteenth
century to the end of the nineteenth century. As a result of
examining numerous musical manuscripts in Ottoman Turkish literature I
discerned the commonplace of themes in the majority of writings and
evaluated their structure at formal and generative level. Moreover, I
was able to ascertain the significant purport of certain sources over
others and to compare several versions of the texts.
The idea of this catalogue evolved gradually in my mind from the
perception that an explicit presentation of the makams would
constitute a valuable reference both for evaluating the historical
process of creating and performing music, as well as for establishing
the inventory of modal categories and their taxonomic relations. As
time passed, I was able to determine the development of a genuine
Turkish concept in works that provided descriptive and analytical
matter, and to detect through manuscript lines the significance of the
process involving the semantics of the practice of music at different
periods.
The present book is mainly focused upon the practical theory of the
makams reflected in the production and performance of the melodic
scales the way they are described in Ottoman manuscripts.

Eugenia Popescu-Judetz

M. Azad Seçme Şiirler – Yayıma Hazırlayan ve Çeviren: Efe Murad


M. Azad Seçme Şiirler – Yayıma Hazırlayan ve Çeviren: Efe Murad …………… 15 TL

ISBN 978-9944-396-70-7, 13,5 x 19,5 cm, 120 s., 80 gr. 1. Hamur , karton kapak, Farsça-Türkçe
Barkod: 9789944396707

Son dönem İran edebiyatının önemli şairlerinden sayılan M. Azad, Tahran Üniversitesi Fars Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmuştur. Çok iyi İngilizce bilen M. Azad, Amerikan şairi Sandburg’un yapıtlarını ve Bob Dylan, Joan Baez ve Bob Marley gibi söz yazarlarını Farsçaya çevirmiştir.
Çağdaş İran Edebiyatındaki “Beyaz şiir” akımının son temsilcilerinden sayılan M. Azad’ın dokuz şiir kitabı yayımlanmıştır.

Elinizdeki kitap şairin çeşitli dönemde yazdığı şiirlerden oluşan bir seçkidir.

Artık Kimse Kalmadı

artık kimse kalmadı.
galaksilerin hayretinde
gezegenler büyüdü ve eridiler
ve şairler ve denizciler öldüler.
insanlar o hayalî gemiyle
Samanyolu’ndan geçtiler.
yüz alevlenmiş nehir
gökyüzünde sarsılmıştı.
yalnız kötürüm kuşlar kaldı

ve kaplumbağalar
yer denen bir fosil üzerinde...

9 Şubat 2010 Salı

Bir Zamanlar Çıfıt Çarşısı – Beki L. Bahar




















Bir Zamanlar Çıfıt Çarşısı – Beki L. Bahar ...................15.00 TL

ISBN 978-9944-396-68-4, 13,5 x 19,5 cm, 204 s., kitap kağıdı, karton kapak, fotoğraflı
Barkod: 9789944396684

Benimle röportaj yapmaya gelenlerin genelde ilk sordukları doğum yerim olur. Yanıtım yıllardır değişmez: Edirneli bir anneden ve Bursalı bir babadan İstanbul’da doğdum, Ankara’da büyüdüm, Eskişehir kökenli bir aileye gelin gittim. Bu beş şehir üstüne üç çeyrek yüzyılı geride bırakırken birikim dağarcığımı saçtım ortaya. Hayal gücümü frenledim. Tarih çerçevesinde zaman dilimini, kişilerin yaşadıkları çevreyi, inançlarını, gelenek göreneklerini araştırarak gerçekleri yansıtmaya özen gösterdimse de sudan bir derleme, ne ararsan bulunur bir çıfıt çarşısı çıktı ortaya.

Çıfıt günümüzde unutulmaya yüz tutmuş, genç kuşağın bilmediği bir sözcük. Arapça yehuddan Farsçaya cuhud, Farsçadan da Türkçeye çıfıt olarak geçmiş.
Bizans döneminde İstanbul’un günümüzdeki Eminönü sahili hem Yahudilerin oturduğu hem de gemilerin boşaltma yükleme yaptıkları bir koydu. Porta Judeca olarak adlandırılmıştı. İstanbul’un fethinden sonra Türkçe karşılığı olan Çıfıt Kapısı denmiş, çok daha sonra da Bahçekapı adını almıştır. Yahudilerin yoğun olarak yaşadıkları yerleşim bölgelerine de çıfıt adı yakıştırılırdı. Örneğin Eskişehir’e bağlı Çifteler ilçesinin eski adı Çıfıtlar’dı. Ege’de Bakırçay’ın güneyinde de, Kırım’da da Çıfıt Kale adlı kasabalar vardı...
Zamanla Musevi, Yahudi sözcükleri onun yerini aldı, ancak küçültücü bir nitelik yüklenmek istendiğinde kullanılır oldu.

Osmanlı İmparatorluğu süresince ve Cumhuriyet’ten sonra 1950’lere kadar Yahudiler pazarcılık alanında aktiftiler. Şehirlerde her gün ayrı bir semtte kurulan pazar yerlerinde tezgâh açanların yanı sıra, civar kasabaları dolaşan, haftada ancak bir gün veya bir gece ailelerinin yanına gelebilenler de olurdu. Her tür eşyanın satıldığı kasaba pazarlarındaki tezgâhlarında, akla gelen gelmeyen, yabancı ilaçtan rastığa, sülük kavanozlarından kumaş boyasına, kapı tokmaklarına kadar çeşit çeşit, yeni eski eşya arasında, bazen arayıp da bulamadığınız bir şeyi görmek, alabilmek olanaksız değildi. Belki ondan bilinmez, “çıfıt çarşısı” deyimi, her tür eşyanın karmakarışık satıldığı yer anlamında kullanılır olmuş.

Beki L. Bahar

8 Ocak 2010 Cuma

CÜNEYD ORHON ANLATIYOR: RADYO GÜNLERİM, Bülent Aksoy (Yay. Haz.)




ISBN 978-9944-396-66-0; 13,5x19,5 cm; 312 s.; fotoğraf albümü (16 s.)+ CD
Barkod: 9789944396660
20,00 TL

Bu kitapta “Radyo Günlerim” adı altında yayımlanan metin bir radyo mülakatıdır. On altı oturum sonunda ortaya çıkan bu mülakat 1999-2000 ve 2000-2001 yayın dönemlerinde Açık Radyo’da (Istanbul, 94.9 FM) “Radyo Anıları” adıyla yayımlanan uzun bir dizinin bir bölümüdür.

Kitabın ekindeki CD’de sözü geçen programlardan bir seçki bulunmaktadır.

“Türk musıkisi açısından bambaşka bir anlamı vardır devlet radyosunun. Radyo en az elli yıl boyunca bu musıkinin en etkili yayın kurumu ve icra ortamıydı. Kendi icracısını kendi yetiştirmek zorunda kalan radyo, bu yöndeki faaliyetiyle zaman zaman bir okul kimliği de kazanmıştı. Radyonun musıki programları yeni bir icra biçimi de getirmiştir. Kısacası, “radyo musıkisi” diyebileceğimiz yeni bir icra şekillenmiştir musıki hayatında.

“Radyo günleri”ni bu kitapta toplanan on altı saatlik bir söyleşi içinde dile getiren Cüneyd Orhon sadece bir radyo icracısı değil, Ankara, İstanbul, İzmir radyolarının, daha sonra da TRT’nin hemen hemen her kademesinde resmi görevler yüklenmiş bir radyo yöneticisi, bir radyo adamıydı.

Osmanlı-Türk musıkisinin devlet radyosu çatısı altında süren icrası bu musıkinin tarihinde mutlaka incelenmesi gereken bir yeni dönemeçtir. Radyo tarihi hakkında bugüne kadar çeşitli kitaplar yayımlandı. Ama bu kitabın onlardan önemli bir farkı var: Cüneyd Orhon, devlet radyosu bünyesinde yürütülen musıki çalışmalarını benzerine pek az rastlanabilecek ölçüde ayrıntılı bir biçimde, radyonun içini dışını bilen bir yetkili olarak tanıtıyor. Radyo tarihinin sayfaları bu söyleşilerde bir bir çevrilirken, üstü kapalı konuları gözler önüne sermekten sakınmıyor, yeri geldikçe de bizi radyo dünyasının atmosferine sokuyor.”

25 Aralık 2009 Cuma

Portakal için Mutluluk Kayısı Olmak Değildir


Catherine Preljocaj, PORTAKAL İçin Mutluluk KAYISI Olmak Değildir ......16,00 TL

Çeviren Feyza Tulga

ISBN 978-9944-396-67-7, 13,5 x 19,5 cm, 288 s., kitap kağıdı

Barkod: 9789944396677







Catherine, anne-babasına ve Arnavutların katı namus yasalarına karşı giriştiği savaştan yorgun düşer ve uzun yıllar sürecek olan bir kanser hastalığıyla karşı karşıya kalır. Tıbbi tedavisi sürerken, karşısına bedensel ve ruhsal açıdan iyileşmesini sağlayacak bir yol açılır.



“Bir şeyi yapmaya cesaret edemediğimizde, bu onun zor olduğu anlamına gelmez, o şey cesaret edemediğimiz için zordur.” diyen Seneca’nın ve şamanların yoludur bu. Bu yolda kişinin kendi korkularıyla yüzleşmesi, acılarından kurtulması için onları belirleme cesaretini göstermesi gerekir. Ve kalbinde sevgiye yer açmak için kinlerini sığındıkları yerlerden çıkarıp kovması gerekir.



Kitap bir kurtuluş öyküsüdür.



Bu kitapta bir hatıra defteri tadı bulacaksınız ve bugün kişisel gelişim uzmanı olan Catherine’le zaman içinde ileri-geri giderek, umutsuzluğun nasıl umuda dönüştüğünün öyküsünü okuyacaksınız.

Heves XXIV


2000’lerin ilk 10 yılı (2000 yılı dahil) geride kaldı. Kasım 2003’te ilk sayısını çıkaran, 24. sayısını çıkardığı bu günlerde 7. yaşına giren heves, bu on yılın büyük kısmında Türk şiirinin önemli mevzilerinden oldu. 2000’lerde Türk şiirinde ne olup bittiğini merak edenler heves’i ilk sayısından itibaren baştan sona karıştırabilir.

Heves’in 24. sayısında Osman Konuk Küllük’te kendine has üslubuyla dergiler, şiir kitapları ve günlük hayat üzerinde gezintiye çıkıyor.

Ali Özgür Özkarcı “Şairin Politikayla Hemhali” yazısında cumhuriyet tarihi boyunca Türk şairinin politikayla ilişkisini irdeliyor, bugün Türk şairinin tarihin neresinde olduğunu soruyor.

1 Ş11R köşesinde bu sayı iki şiir var: Burak Acar, Ömer Şişman’ın [göz] şiirini sinemanın şiir diline sağladığı olanaklar çerçevesinde ele alırken, Aslı Serin, belli bir şair tipolojisini merkeze alarak, Ali Özgür Özkarcı’nın “El Almaz” şiirini inceliyor.

Efe Murad ise Amerikan şairi C.K. Williams’ın şiirini “Gözlem, Psikolojik Tahlil ve Perçin” başlıklı yazısıyla inceliyor. Yazı, aynı zamanda Amerikan şiirinin dünü ve bugünü hakkında da fikir veriyor.

Bu sayıda heves’e şiiriyle ilk kez katılan şair: C.K. Williams. Sayının diğer şairleri: Ahmet Güntan, Burak Acar, Aslı Serin, Fahri Güllüoğlu, Efe Murad, George MacBeth, Sibel Danende, Mehmet Davut Özdal.

12 Kasım 2009 Perşembe

TÜRK MÜZİĞİNDE MAKAMLAR VE SEYİR ÖZELLİKLERİ



Nail Yavuzoğlu
ISBN 978-9944-396-63-9, 16x23,5 cm, 152 s.
Barkod: 9789944396639
20,00 YTL

Bu kitap makamların geleneksel yöntemlerle yapılan icrasını nedensellik ve seyir özellikleriyle incelemek, müziğimizin kendine özgü çerçeve içinde belirlenmiş kurallarını bir analiz malzemesi olarak saptamak ve özellikle eğitimde bir sistematik oluşturmak amacıyla hazırlanmıştır.

HİKÂYE SANATI ÜSTÜNE YAZILAR



Yayıma Hazırlayan: Bülent Aksoy
ISBN 978-9944-396-06-6, 16x23,5 cm, 158 s.
Barkod: 9789944396066
15,00 YTL

Romandan ayrı, başlıbaşına bir kimliği olan bir türdür hikâye. Öyleyken, hikâyenin roman kadar önemsenmediğini söylemek yanlış olmaz. Türkçede roman tarihi ve kuramı hakkında pek çok telif ve çeviri kitap olduğu halde, hikâye sanatı hakkında pek az kuramsal ve eleştirel kaynak vardır. Son yıllarda bu eksikliği giderme yolunda bazı adımlar atılmışsa da, bu alandaki yayınların doyurucu bir seviyeye geldiği söylenemez.
Hikâye tarihine mal olmuş bazı temel kuramsal metinleri; bu sanatın tarihine damgasını vurmuş olan yazarların eserleri hakkındaki bazı önemli eleştirel metinleri, değerlendirme ve gözlemleri; hikâyenin temellerini atan Edgar Allan Poe, Maupassant, Çehov gibi yazarların kurmaca anlatının bu türü üstüne yazdıkları; hikâyecilerin kendi sanatlarına yaklaşımlarını belirttikleri kimi metinleri, hikâyeciliğin gösterdiği yeni gelişmelere dikkati çeken yazıları ve hikâye terimlerini açıklayan bazı öğretici yazıları bir araya getiren bu küçük kitabı yayımlamakla bu alandaki gediğin kapatılmasına küçük bir katkıda bulunabilirsek sevineceğiz.

23 Ekim 2009 Cuma

Heves 23



Hazırlayanlar: Ömer Şişman, Mehmet Öztek, Ali Özgür Özkarcı

2. Hamur - Ciltsiz
Ekim 2009, 78 sayfa
5,00 TL

6. yılını dolduran heves dergisi 23. sayısıyla okur karşısında.

Osman Konuk bir süredir ara verdiği "Küllük" yazılarına bu sayıda devam ediyor. Erhan Altan'ın Mehmet Öztek'in Ben Google Değilim adlı kitabını değerlendirdiği yazısı, sınır kavramı üzerinden metin merkezli bir okuma. Hüseyin Cöntürk'ün Haluk Aker'e mektupları da heves sayfalarında okurunu bekliyor.

Akif Kurtuluş'un hatırı sayılır bir aradan sonra yazdığı ilk şiir de heves sayfalarında...

Heves 23'ün bir diğer sürprizi ise yakınlarda kaybettiğimiz Orhan Duru'nun 19 Haziran 1990'da Beat Kuşağı'nın öncülerinden Allen Ginsberg'le yaptığı söyleşi. Ginsberg'in İstanbul seyahatinde yapılan söyleşi bugüne dek yayımlanmamıştı. Ginsberg'in Orhan Veli'den Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu'na kadar Türkiye hakkında izlenimlerini de içeren söyleşi önemli bir belge niteliğinde. Söyleşinin yanı sıra, Ginsberg'in Sezer-Orhan Duru'ya yazdığı bir mektubu ve Orhan Duru'nun "Beatnikler" yazısını da heves 23'te bulabilirsiniz.

Heves'in 23. sayısında yer alan şairler: Akif Kurtuluş, Osman Konuk, Aslı Serin, Nazmi Cihan Beken, Fahri Güllüoğlu, George MacBeth, Mehmet Mümtaz Tuzcu, Ömer Aygün, Charles Bernstein, Ernst Jandl, Gülce Başer.

Dile Kolay OYKULER/MASALLAR



Yayıma Hazırlayan: Nadine Gordimer
Kitabın Türkçesini Yayıma Hazırlayan: Beril Eyüboğlu
ISBN 978-9944-396-65-3
Barkod: 9789944396653
15 x 22 cm, 254 s.
20,00TL

31 Ekim - 8 Kasım tarihleri arasındaki TÜYAP Kitap Fuarı'nda
ÇEVBİR standından kitabı temin edebilirsiniz.
Fuardan sonra kitap www.idefix.com adresinde satılacaktır.

Böylesine farklı ve seçkin dünya yazarlarının aynı derlemede bir araya gelmesi pek sık rastlanan bir durum değil. Bu yazarların öyküleri insanlık âlemimize özgü çeşitli halleri ve duyguları sergiliyor: trajedi, komedi, fantezi, yergi, farklı kıtalarda ve kültürlerde cinsel aşk ve savaşa özgü dramlar... Ancak hiçbiri HIV/AIDS hakkında değil. Seçkiye katkıda bulunan yazarlar hayatları boyunca üretmiş oldukları eserlerin en iyileri arasından kendi seçtiklerini herhangi bir ücret ya da telif talep etmeden sunmuş bulunuyor.

Dile Kolay bugüne kadar yirmiden fazla ülkede yayımlandı. Bu projenin Türkiye serüveni ÇEVBİR üyesi çevirmenlerin önerisiyle ve ortak çeviri çalışmasıyla hayata geçti. Dile Kolay'ın satışından elde edilecek gelir, ASD'nin HIV/AIDS ile savaşımında Türkiye düzeyinde yürütülecek etkinliklerde kullanılacaktır. Bu nedenle kitabı kendinize ya da sevdiklerinize armağan etmek için aldığınızda yeni binyılımızın belasıyla savaşmak için siz de bir katkıda bulunmuş olacaksınız.

21 Ekim 2009 Çarşamba

Bağlama Metodu - Arif SAĞ - Erdal ERZİNCAN




Bağlama Metodu. Bağlama Düzeni.
Cilt 1: Alıştırmalar ve Repertuvar.
Cilt 2: Diziler ve Pozisyonlar.

NOT: Kitap iki cilt ve bir arada satışa sunulacak.
ISBN 978-9944-396-64-6
Barkod: 9789944396646
Ölçüleri: 24 x 32
Sayfa sayısı: Cilt 1/254 s.; Cilt 2/290 s.
Kağıt: 100 gr. Munken ithal kağıt
Cilt: İplik dikiş, karton kapak
Ağırlık: 2,200 kg (iki cilt)
Satış fiyatı: 100 TL (KDV dahil)

ÖNSÖZ'den

"Bağlama; farklı isim, tip ve türevleriyle Asya'dan Avrupa'ya uzanan geniş bir coğrafyada hem tezeneli hem de tezenesiz (şelpe) icra edilebilmesi özelliği ile Anadolu'da çoklu bir gelişme göstermiştir.
İcra tarzlarındaki bu çoklu gelişmenin yanı sıra "düzen" diye tabir edilen farklı akort biçimlerini bünyesinde barındırıyor olması, bu çalgıya farklı bir kimlik kazandırmıştır.

Anadolu'daki geleneksel müzik kültürü içerisinde biçimlenen bağlamanın bu özgünlüğü özellikle âşık müziği bünyesinde bulunan usta-çırak eğitimiyle günümüze kadar aktarılmış; zaman içinde kentleşme süreciyle
birlikte akademik eğitim alanında da yerini almıştır.

Ancak, bağlamanın çoklu gelişim özelliğinin akademik eğitim alanında yeterince yansıtılamadığı düşüncesi, bizi böyle bir metodu hazırlamaya yönlendirmiştir. Bu bağlamda da, farklı dönemlerde bireysel gayretlerle devam ettirdiğimiz çalışmalar, 2000 yılından itibaren
birleştirilerek "Bağlama Metodu" yazma eylemine dönüştürülmüştür.

Bağlamanın özgünlüğünü oluşturan öğelerin korunması gerektiği düşüncesi de bu birlikteliğin temel ilkesi olmuştur. Ancak burada şunu belirtmek gerekir ki bu çalgının bütün özgünlüğünü kapsamlı olarak bir
kitap halinde sunmak olanaksızdır. nitekim bağlamadaki farklı icra tarzlarının yanı sıra, birçok düzen uygulamalarının varlığı ve bu düzenlerin adeta ayrı bir çalgı mantığı ile icra ediliyor olması, bu
düşünceyi desteklemektedir.

Bu bilgiler ışığında; tezeneli ve tezenesiz (şelpe) icra tekniklerine en uygun düzen olduğunu düşündüğümüz "Bağlama Düzeni Metodu" ile yayın
serisini başlatıyoruz.

Bu kitap kapsamında bağlama düzeni ile ilgili geleneksel çalışlar, yeni gelişmeler ve kişisel çalışmaların algılanmasına yönelik alıştırmalar ve ayrıca düzenin inceliklerini yansıtabilecek nitelikte seçkin bir repertuvar yer almaktadır.

Oldukça geniş bir zaman diliminde ortaya çıkan bu çalışmaya, deneyimleriyle katkı sunan sayın Yücel Paşmakçı'ya, sayın Abdi Coşkun'a ve tavsiyeleriyle çalışmaya yön veren sayın Süleyman Şenel'e
teşekkür ederiz.

Bağlamadaki icra kalitesini yükseltmeyi hedefleyen bu kitabın farklı çalışmalara zemin oluşturması ve geliştirilerek sürdürülmesi temenisiyle..."

14 Temmuz 2009 Salı

Patronla Tartışmalar 1


Hüseyin İğdirli-Kemal Duygu, Patronla Tartışmalar-19,00 TL
Darboğaz Yönetimi (Theory of Constraints-TOC)
ISBN 978-9944-396-60-8, 13,5x19,5 cm, 223 s.
Barkod: 97899443965608

Bu kitabı sadece Patronlar mı Okumalı?

Patron: “Bir şeyde anlaşalım: Patron deyince ben yalnızca kendimi anlamıyorum. Benim patron yelpazem çok geniş.”
İş Geliştirme Grubu (İGG): “Siz kuruluşun yönetici ortağısınız, liderisiniz. Çoğunluk patron deyince yalnızca sizi anlıyor. Oysa biz, tüm üst, orta ve ilk kademe yöneticilerle birlikte, gelişme potansiyeli gördüğümüz yönetici adayları da tartışmanın tarafı olabilsin istiyoruz. Tüm yöneticiler artık patron gibi düşünebilmelidir. Patronla Tartışmalar-1 tüm yönetici ve yönetici adayları için yazılmıştır. Organizasyona kârlılık penceresinden bütünsel bakabilmenin kolaylığını ve keyfini sunmaktadır.”
Patron: “Bunları duyduğuma sevindim, aynı yöne bakıyoruz, tüm yöneticilerin patron gibi düşünmeye yönlendirilmesini önemli buluyorum.”

Bu çözümler Türkiye’de Uygulanabilir mi?

Patron: “Türkiye’de darboğaz yönetiminin hangi alanlardaki çözümlerini uyguladınız?”
İGG: “Finansal değerlendirme ve üretim planlaması ve uygulaması. Müşterimiz olan firmanın yöneticileriyle birlikte, hem finansal değerlendirme hem de üretim planlaması ve uygulaması için, yeni yöntemler geliştirdik. Yakaladığımız kapasite kazancı çok etkileyici: % 65. Müşterimiz hiç yatırım yapmadan çalışma verimini artırarak kendi yöneticilerinin uygulamaları ile aldı bu sonucu. Biz yalnız yönlendirici kolaylaştırıcı olduk. Patronla Tartışmalar-1’de bu uygulamaları tüm ayrıntılarıyla okurlarımızla paylaşıyoruz.”

Rüzgâr Suya Yazmıştı - Cemal Ünlü


Cemal Ünlü, Rüzgâr Suya Yazmıştı
12,00 TL
Resimleyen: Serap Deliorman
ISBN 978-9944-396-59-2, 13,5x19,5 cm, 120 s.
Barkod: 9789944396592

Gülfem, bir iki güne kadar tırpanlarıyla çıkıp gelecek hasatçılardan önce davranır, yazın buğusu altındaki uçsuz bucaksız tarlalara koşar, som altındanmış gibi dalgalanan denizlerin ortasında kaybolup yiterek çalgısını çalardı. Kimi zaman da kendini demiryolunda bulur, rayların ve çakıltışlarının üzerinde müzik yapmanın zevkine varırdı. İki yanı devedikenleriyle dolu hat boyunda geziniri, devedikenlerinin ballı özüne saldırıya geçmiş eşekarılarının vızıltıları arasında çalmaya çalışırdı. Tren geldiğinde kenara kaçar, zorlukla dikenlerin arasında kendine bir yer bulur, sindiği yerden tekerleklerin ray üzerindeki kıvılcımlı, ürkünç dönüşlerini seyrederdi.
Müzikle bağı olan sanatçıların neredeyse tamamı, küçük yaşlarda birileri tarafından keşfedildiklerini, özendirildiklerini anlatırlar. Rüzgâr Suya Yazmıştı kitabının kahramanı Gülfem, olmadık bir şeyi başarıyor. Keman çalma tutkusu öylesine güçlü ki; sabrıyla, yaratıcılğıyla ve azıcık da inatçı tutumuyla ailesini, yakın çevresini hatta yaşadığı kasabayı kemanla tanıştırıyor. Gülfem’in oyuncak kemanıyla başlattığı serüven bir iki yıl içinde, dillerde dolaşan bir usta kemancının öyküsüne dönüşüyor.

Kitap okuru olma yolundaki gençler için kaleme alınan Rüzgâr Suya Yazmıştı, “Su, Toprak, Ateş” anafikrinden hareket eden bir “üçleme”nin ilk kitabı.

Bilgin Çocuk - Nuran Direk


Nuran Direk, Bilgin Çocuk
20,00 TL
Resimleyen: Fatih Aksular
ISBN 978-9944-396-58-5, 19,5x23 cm, 120 s.
Barkod: 9789944396585

Yaşamda neyi bilip neyi bilmediğimizi bilmek, çok önemlidir. Bunun için dünyayı ve kendimizi sürekli sorgulamak gerekir. Bazen doğru olarak bildiğimizi sandığımız bir şeyi araştırdığımızda kuşkulanırız. Bazen de kuşku duyduğumuz bir şeyi araştırdığımızda doğru olduğu ortaya çıkar. Yani, kuşku yeni bilgilere ulaşmamızı sağlayan bir araçtır.

Bilgiye ulaşmanın engelleri hiç de az değildir. Bunlardan en önemlisi henüz eleştirel düşünmenin yeterince gelişmediği çocukluk çağında zihnin kalıp yargılardan oluşan bir duvarla çevrilmesidir. Bu akıl tutulmasından korunmak için çocukların bilimsel ve felsefi düşünme yöntemleriyle geç kalmadan tanıştırılması gerekir.

Bu kitap, öğrenim süreci boyunca çeşitli bilimlerle tanışmasına rağmen “Bilim nedir?”, “Bilimsel düşünmenin özellikleri nelerdir?” soruları üzerinde düşünme fırsatı bulamamış öğrencileri bu konu üzerinde düşünmeye çağırıyor.

Yamuk- Ali Özgür Özkarcı




Ali Özgür Özkarcı, Yamuk .... 9,00 TL
ISBN 978-9944-396-61-5, 13,5x19,5 cm, 56 s.
Barkod: 9789944396615


Belli ki eskiden devrimci, şimdi aydınlanmacı
Çok para kazanıyorsunuz ama
Hâlâ içtiğiniz Samsun
Yudumladığınız köpek öldüren
Eski devrimciliğin loşluğunu okşuyorsunuz
Her siyasete el attığınızda ulusalcı olma riskiniz
Bu yüzden papazı bulmuşsunuz
Desek fena olmaz, bayım!

2048 - Emrah Altınok




Emrah Altınok, 2048
8,00 TL
ISBN 978-9944-396-62-2, 13,5x19,5 cm, 36 s.
Barkod: 9789944396622


Kendi deyişiyle “kendine tekme tokat girişen” bir şair. İlk kitabından sonra bir patlama yaşadı, o patlamayla bir anlatıya kavuştu, bunlar Emrah’ın meseleleri diyebileceğimiz şeylere kavuştu, aradan ayrıldı, arayı cesaretle geride bıraktı, deneyime - deneyimin şiddetine açıldı. Muhallebi çocuğu olmayı reddeden bir şair Emrah.

Ahmet Güntan

Heves 22



Heves Şiir-Eleştiri, sayı: 22
Temmuz 2009, 96 sayfa
5 TL


Heves Şiir-Eleştiri, 22. sayısıyla okurlarının karşısında. Bu sayıda, Utku Özmakas “İmkânsız Mesafe İmkânsız Şimdi” isimli yazısında nostalji duygusunu/kavramını merkeze alarak, son dönem Türk şiirinin kimi örnekleri üzerinden önemli tespitlerde bulunuyor. Ahmet Güntan, Efe Murad’la madde şiiri, manifestoyu, ardından gelen kitapları baştan sona kat eden bir söyleşi gerçekleştirdi. “1 Ş11R” köşesinin konuğu ise Burak Acar. Olcay Özmen, Burak Acar’ın “Teyzeler, Oğullar ve Şirinler” isimli şiirini huzursuzluk, kırgınlık ve yetinememe bağlamında çözümlüyor. Heves 22, Hüseyin Cöntürk’ün Haluk Aker’e mektuplarıyla sona eriyor. Bu sayıya şiirleriyle katılan şairler: Necmi Zekâ, Mehmet Davut Özdal, Birhan Keskin, Ahmet Güntan, Ömer Aygün, Sibel Danende, Efe Murad-Cem Kurtuluş, Ergin Yıldızoğlu, Sadık Yaşar, Nazmi Cihan Beken, Burak Acar.

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Kentin Türküsü: Anadolu Pop-Rock - Cumhur Canbazoğlu





Kentin Türküsü: Anadolu Pop-Rock
Cumhur Canbazoğlu

Resimleyen: Aptülika, poster hediyeli
ISBN 978-9944-396-55-4, 16x23,5 cm, 368 s.
Barkod: 9789944396554
30,00 TL

1994-2001 arası Cumhuriyet Gazetesi'nde müzik haberleri, yorumları kaleme alırken, Cumartesileri müzik sayfası hazırlarken, özellikle yerli sanatçılarla, akımlarla, olaylarla ilgili doğru, güvenilir kaynak sıkıntısı çektim.
Geçmişi sadece yarım yüzyıla uzanmasına karşın yerli popla, rockla ilgili işe yarar bilgi o kadar sınırlıydı ki! Dönemin dergileriyle gazetelerine sıkışmış magazin kokan haberlerin ve söyleşilerin içinden cımbızla ayıklanarak çıkartılmış malzeme de olmasa koskoca sektör adeta tarihsiz kalacaktı.
Tabii ki bir dolu bilgi vardı bu haberler ve söyleşiler içinde ama ne derece doğruları yansıttıkları, tatmin edici oldukları da bir başka sorundu.
Gazeteciyseniz ne yaparsınız; gidip doğruyu insanlara, kaynağın kendisine sorarsınız değil mi?
Bunu da yaptım, ancak her kişiden arzu ettiğim ölçüde sağlıklı bilgi akışını sağlayamadım. Bellekleri zayıflamış, ürettiği plakların isimlerini, o dönem neler olup bittiğini anımsayamayan, bir köşeye hiçbir şekilde not düşmemiş yıldızlarla karşılaştım.
Hal böyle olunca, işin başa düştüğünü anladım ve popüler müzik tarihimizi belgeleyenler arasına kenarından köşesinden katılıp çorbada tuzum bulunsun istedim.
Anadolu Pop/Rock'la başladım; çünkü müziksever olarak bu işe emek vermiş isimlere sürekli borçlu hissettim kendimi. Bir avuç kentsoylu gencin yüzlerini Anadolu'ya çevirmesine, binlerce yıllık kültürü, gelenekseli evrensele taşıma çabasına saygı duydum. Müziğimizin evrenselleşmesinde en önemli adımlardan biri olarak gördüğüm bu yolun yolcularının serüvenlerini anımsatmak, anlatmak ve geleceğe taşımak, Anadolu Rock'ın Haluk Levent'le başladığını sanan gence, geçmişi on yıla bile ulaşmamış bir grubun ilk yerli progressive temsilcisi olduğunu iddia eden müzik yazarına doğruyu sunmak için yazdım kitabı.

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Türk Müziğinde Beylik Aranağmeler - Zeynep Barut


Türk Müziğinde Beylik Aranağmeler
Zeynep Barut
ISBN 978-9944-396-56-1
9789944396561
21 x 30 cm, 103 s., nota, spiral ciltli
30 TL

Türk müziği repertuvarında beylik olarak adlandırılan aranağmeler, kaynak ve kayıtlardan toplanıp tasnif edilerek bu kitapta müzik âlemine toplu şekilde sunulmuştur.
Melodik yapısı ve ritmik akışı beğenilen, sevilen ve bir çoğunun kimin tarafından yazıldığı bilinmeyen bazı aranağmeler aynı makam ve usulde bestelenmiş aranağmesi olmayan şarkıların başında ve sonunda çalınmaktadır. Özellikle Türk müziğinin vazgeçilmez bir türü olan fasıl icrasında da kullanılan bu aranağmelere müzisyenler arasında "Beylik" adı verilmiştir. Beylik aranağmeler bazı eserlerle o kadar bütünleşmiştir ki, bir bakıma eserin kendi aranağmesi gibi kabul görmüştür. Bu tür aranağmeler kitap içerisinde bir açıklama ile beraber yer almaktadır.

Kitap sadece Pan Yayıncılık'ta satılmaktadır.

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Mersin'den Yükselen Çağdaş Bir Ses Nevit Kodallı - Evin İlyasoğlu





















Evin İlyasoğlu, Mersin'den Yükselen Çağdaş Ses Bir NEVİT KODALLI.......35,00 YTL
ISBN 978-9944-396-57-8, 20 x 24 cm, 168 s., 1. hamur + 32 s. kuşe
fotoğraf albümü
Barkod: 9789944396578
Kitabın ekindeki CD'de Evin İlyasoğlu ve Nevit Kodallı'nın söyleşisi
(2003 Mersin Radyosu) ile bestecinin Viyolonsel Konçertosu'nun kaydı
yer alıyor.

Evin İlyasoğlu usta bir romancılık tekniğiyle Nevit Kodallı'nın yaşam
öyküsünü Mersin'in Gözne yaylasında geçirdikleri bir günün içine
sığdırmış. Bir nehir söyleşisini andıran anlatıda Gözne Kalesi,
Sunturas şelalesi ve Gözne yolları, tiyatro dekoru gibi yer alıyor.
Nevit Kodallı çocukluğundan başlayıp günümüze uzanan yaşam yolculuğunu
bu dekorun içinde anlatıyor.

Nevit Kodallı Cumhuriyet'le kurumsallaşan çoksesli müziğimizin ikinci
kuşak bestecilerinden. Çalışkanlığı, üretkenliği, kararlılığı ve doğru
bildiğini çekinmeden söyleyen karakteriyle tanınan kültür sanat
adamımız.
Mersin gibi çok-kültürlü bir ortamda doğmuş, küçücük yaşta besteci
olmayı aklına koymuş. Kulağında yetiştiği yörenin tüm sesleriyle
Ankara'ya yeni kurulan konservatuvara girmiş. Ardından Paris'e giderek
çağımıza yön veren bestecilerden Arthur Honegger'le ve nice besteciye
yol gösteren Nadia Boulanger'yle çalışma fırsatı bulmuş. Ankara'da
yeni kurulan Cumhuriyet'in geçiş dönemini yaşadığı gibi Paris'te de
savaş sonrasının geçiş dönemini yaşamış.
Eğitimini tamamlayıp Türkiye'ye döndükten sonra nice müzik kurumunda
hizmet vermiş, yüzlerce öğrenci yetiştirmiş, müzik sorunlarımızın
iyileştirilmesi için çaba göstermiş ve yazdığı pek çok yapıtla
çoksesli müzik tarihi zincirinin önemli halkalarından birini
oluşturmuş.
Atatürk Oratoryosu, Van Gogh ve Gilgameş operaları, Cumhuriyet
Kantatı, Hürrem Sultan Balesi, Sinfonietta, Telli Turna, Ebru,
Güzelleme, Viyolonsel Konçertosu, liedler, oda müziği yapıtları ve
piyano parçalarıyla, hemen her ortam için altmış yılı aşkın bir süre
düzenli aralıklarla yapıt üretmiş.
Kitabın eki olan CD'de Kodallı'nın konçerto alanındaki tek örneği
olan Viyolonsel Konçertosu ve Evin İlyasoğlu ile yaptıkları bir radyo
söyleşisinin kaydı yer alıyor. Sesiyle, müziğiyle, anılarıyla,
tanıklarıyla Nevit Kodallı, Cumhuriyet tarihimizin önemli bir kavşağı
olarak karşımıza çıkıyor.

5 Mart 2009 Perşembe

ANADOLU'DA BARTÓk'UN İZİNDE


Çeviren: Sanat Deliorman
Yayıma hazırlayan: Bülent Aksoy
15x22,5 cm; 224 s.; notalı, resimli; 20,00 TL
Barkod: 9789944396509

Macar etnomüzikolog, araştırmacı ve derleyici Dr. János Sipos, Anadolu’da Bartók’un İzinde adlı kapsamlı araştırmasında, Macar halk musıkisi ile Anadolu halk musıkisi arasındaki benzerlikleri ele alıyor. Bu konuya yanıt arayan ilk araştırmacı Béla Bartók olmuştu. Bartók 1936’da Türkiye’de halk musıkisi ezgileri derlemiş, derlediği türküleri de tek tek notaya geçirip bunları o bildiğimiz derin musıki bilgisiyle irdelemişti. Ne var ki bu eser, besteci öldükten yıllar sonra yayımlandı. Macarlarla Türklerin tarih öncesi çağları ve bu iki halkın musıki gelenekleri arasındaki bağlantıları derinlemesine ele alan bu eser etnomüzikoloji alanında başlı başına bir kilometre taşı olmuştu.

Sanat Felsefesi Üzerine - Cevad Memduh Altar


Yayıma hazırlayan: İnci Kut
13,5x19,5 cm; 176 s.; 15,00 TL
Barkod: 9789944396172


Cevad Memduh Altar, sanat tarihçisi, müzikolog, araştırmacı ve eğitmen kimliğiyle ömrünü ülkesinin çağdaş ve evrensel sanat yolunda ilerlemesine ve hak ettiği yere gelmesine adamış önemli bir kültür adamı.
Sanat Felsefesi Üzerine, Altar’ın, güzelin ve güzelliğin yorumu, sanatta estetik yargı, sanatsal yaratıda özgürlüğün rolü, estetik duyarlılık, sanat yaratıcılığında temel öğeler, estetiğin antik dönemden bu yana kronolojik evrimi, güzel sanatların oluşturduğu estetik yargı, müzik estetiği ve müzik sanatının anlatım gücü gibi konular üzerine yazdıklarını bir araya getiren değerli bir referans kitabı.
Cevat Memduh Altar, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konsertuvarı’nda lisansüstü program çerçevesinde verdiği Sanat Felsefesi ve Müzik Estetiği derslerinin notlarından oluşan bu kitabında, sanatın ve müziğin güzelliğini algılayabilme yolundaki düşünce ve kavramları örnekleriyle bizlere aktarıyor.

2 Mart 2009 Pazartesi

Sokrates'in Gerçek Savunması - Kostas Varnalis



Çeviren: Ari Çokona
88 s.; 10,00 TL


“Kostas Varnalis, bu kitapta ‘Sokrates arkasında yazılı eserler bıraksaydı neler yazardı?’ sorusunu yanıtlamaya çalışıyor. 20. yüzyıl materyalist felsefesinin kavramlarını kullanarak, “bilgelerin bilgesi”ni muhalif, toplumcu bir düşünür olarak takdim ediyor. Kaynakların dışına çıkmamaya özen göstererek; antikite ve felsefe tarihi hakkındaki sınırsız bilgisi, derin genel kültürü, sevgi dolu yaklaşımı ve ince mizahıyla yarattığı bu Sokrates, Platon’un bildik Sokrates’inden daha az gerçekmiş gibi görünse de, yadsınamaz şekilde ondan daha sevimli duruyor.”
Ari Çokona


Kostas Varnalis, 1884’te Bulgaristan’ın Burgaz kentinde doğdu. Filibe’deki Zarifia Lisesini bitirdikten sonra, Atina Üniversitesi Felsefe Fakültesi’nde Yunan Edebiyatı ya da İlahiyat bölümünden mezun oldu. Çeşitli okullarda edebiyat öğretmeni ve müdür olarak çalıştı. 1918’de Yunan hükümetinin bursuyla Paris’te doktora eğitimi aldı. Genç yaşlarından itibaren çeşitli dergilerde yazdığı şiirlerini 1905’te Kirithres (Bal kovanı) adıyla yayımladı. O dönemlerde antik Yunanistan hayranı ve milliyetçi olmasına karşın laik düşünceleri ve resmi kurumların dayattığı arkaik yapay katharevusa yerine halk dili demotiki’yi kullandığı için çeşitli kovuşturmalara uğradı. Paris’e gitmeden önce yazdığı uzun epik şiir Proskinitis’le (Hacı, İbadetçi) herkesin takdirini kazanarak, kuşağının millî şairi olarak tanımlandı.
Varnalis, Paris’te Marksist çevrelerle ilişkiye girer ve dünya görüşü değişir. 1922’de yazdığı To Fos Pu Kei (Yakıcı Işık) adlı uzun şiiri Yunan edebiyatının ilk savaş karşıtı, devrimci eseridir. Öğretmenlikten istifa ederek Yunan Komünist Partisi’nin yayın organı Rizospastis (Radikal) gazetesinde çalışmaya başlar. Düşünceleri yüzünden 1935’te Ay Strati Adası’na sürgün edilir. Artık Yunan solunun en büyük şairi konumuna yükselmiştir. 1974’te Atina’da 90 yaşında ölür.
Yurtdışında daha çok “Sokrates’in Gerçek Savunması” ve “Penelope’nin Günlüğü” adlı nesirleriyle tanınır. Bu yapıtlarında, antikiteyi kendine özgü lirik ve mizahi tarzıyla yorumlayarak, kapitalist sistemin değerlerini sorgular.
Diğer tanınmış eserleri: Kuşatılmış Köleler (1927), Şiirler (1956), Özgür Dünya (1965), Halkın Öfkesi (1975) Şiir. Hadımlar Halkı (1923), Diktatörler (1965), Edebî Anılar (1980) Nesir. III. Attalos (1972) Tiyatro.

Müzikli Aklın Defteri - Ali Ergur



200 s.; 15,00 TL
Barkod: 9789944396400

Toplumbilimsel Değinmeler, Kitap-CD Eleştirileri, Konser İzlenimleri, Portreler, Türkiye’de Müzik ve Modernleşme adlı bölümleri içeren bu kitap, Ali Ergur’un çeşitli zamanlarda yayımlanmış yazılarından oluşmaktadır.

“Bu kitaba Müzikli Aklın Defteri adını vermeyi tercih ettim. Bunun bir çok nedeni var. Öncelikle, her üç sözcüğün herbirinin ayrı ayrı anlamları bu karışık metinler derlemesinde mevcuttur. Beni müzik yolculuğuma elbette onunla yaşadığım bir gönül macerası sürüklemiştir; bu bakımdan, müzik, birçok insanda olduğu gibi benim için de duygusal bir meseledir. Ama müziğin dünyasına nüfuz etmeye başladığım andan itibaren, pusulam aklım olmuştur. Aklın bunca toptan reddiyesinin kimi entelektüel çevrelerde pek marifet sayıldığı günümüzde, liberal-araçsal olmayan başka bir aklı yeniden inşa etmek için, kuramsal kılıflar giydirilmiş, araştırma ve fikir tembeli çağdaş pozlardan başka bir tavır gerektiği kanısındayım. Bu yüzden, ‘akıl’ sözcüğü son derece bilinçli seçilmiştir. Ancak bu, müzikli bir akıldır; uğradığı duraklardan analitik rasyonellik kadar, adı ancak euphoria olabilecek bir aşkta bulunacak kadar yoğun bir öznellik ve affect de derler. Nihayet, bunca sözün, varsa bir damla özgünlüğün, bir karalama defterinin sayfalarından taşanlar olduğu unutulmamalıdır. Müzikli Aklın Defteri, bütün kusurlarıyla, bir ressamın gündelik eskiz defteri gibi kabul edilmek gerekir; daha fazla bir değer ve iddia da taşımamaktadır.”
Ali Ergur

13 Şubat 2009 Cuma

Anlamak ve Anlatmak - Oya Adalı


Oya Adalı, ANLAMAK VE ANLATMAK
352 s., 17 TL



"Anlamak ve Anlatmak", genelde okuma yazma uğraşı içindeki tüm okurlara, özelde de yüksek öğretimde Türk Dili öğrenimi gören, Türkçe-Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği bölümlerinde okuyan öğrencilere ve eğitimin her düzeyinde Türkçe-kompozisyon dersi okutan eğitimcilere yardımcı olmak için hazırlandı. Kitabın amacı, düşünsel metinleri okuyup doğru ve eksiksiz olarak anlayabilme, düşünsel bir metin geliştirebilme, yazınsal metinleri okuyup algılamanın temel becerilerini edinebilme, konuşma, dinleme, okuma ve yazma etkinlikleriyle söz dağarcığını, dil deneyimini genişletme ve Türkçenin olanaklarını, inceliklerini tanıma olarak toplanabilir.

5 Şubat 2009 Perşembe

Bir Kültür Savaşçısı Osman Şevki Uludağ - Musiki Yazıları


25,00 TL, 240 sayfa, notalı, resimli, CD ekli
Hazırlayan: İrem Ela Yıldızeli


Yaprakları sararmış eski bir günlük ortaya çıkıveriyor. Günlüğü bulan İrem Ela Yıldızeli, sahibi ise Dr. Osman Şevki Uludağ… İrem’in büyükdedesi. Babaannenin evinden çıkan günlüğün devamı geliyor. Tozlu kutular, notalar, tarihin sayfaları arasında kaybolmuş yazılar, dergiler, fotoğraflar, pek çok mesele için yazılmış mektuplar…
Sonra hepsinin arasından musıki ile ilgili kısımlarının bir araya gelişiyle ortaya çıkan bir kitap…
Diliyle ve imlasıyla o zamana ait.

Zaman, Cumhuriyetin ilk yılları… Musiki adamı, yazar, siyaset adamı, tıp doktoru, tıp tarihçisi Dr. Osman Şevki Uludağ dönemin en hararetli tartışmalarını başlatıyor. Temelinde, musikimizi kendi kültürümüzü koruyarak, medeniyet dediğimiz şeyin üst sınırlarına çıkarmak…


“Bilinmelidir ki medeniyetin de milliyeti vardır. Millî olmıyan bir medeniyet milletin malı değildir. Kökü bizde olmayan musiki de bizim musikimiz olamaz. O, yeniden yeremeğe ve yeni meyveler vermeğe müsaiddir. Hattâ buna hasret kalmıştır.”

Dr. Osman Şevki Uludağ

31 Ocak 2009 Cumartesi

Yabancı Yazarlarımız

Adriana Ababi Sirli
Anton Webern
Bela Bartok
Charles Fonton
D. E. Knuth
Derek Bailey
E. Popescu-Judetz
Eberhard Zangger
Gail Holst
İgor Stravinsky
J. C. G. Walker
Jacob T. Schwartz
Jean Craig
Jeremy Bernstein
Jostein Gaarder
Kurt Honolka
P. Lasserre
Paraşkev Hacıev
Richard P. Feynman
Robert W. Wood
Simon Singh
Otto Karolyi
RAUF YEKTA

Rauf Yekta Bey (1871-1935), Türk müziğinin ünlü isimlerini konu alan bir dizi risale yazmış, bunlardan Zekai dede, Abdülkadir Meragi ve Dede Efendi'ye ilişkin olanlarını yayımlayabilmiştir. Meraklısı, bu risalelerin çeviriyazılarını bu kitapta bulabilecektir.

"Esatiz-I Elhan I.cüz: Hoca Zekai Dede Efendi, İstanbul 1318 (1902)
Türk müziğinin ünlü adı Zekai Dede'nin (1825-1897) hayatını konu alan bir risaledir. Bestecinin ölümünden beş yıl sonra ve onun en yakın öğrencilerinden biri tarafından kaleme alındığından, oldukça sağlam bir kaynaktır.
Esatiz-i Elhan II.cüz: Hoca Abdülkadir-I Meragi, İstanbul 1318 (1902)
135?-1435 yılları arasında yaşamış olan müzik bilgini ve besteci Maragalı Abdülkadir hakkında yapılmış ilk çalışmadır. Abdülkadir'in hayat hikayesin karanlıklar içerisinden çıkartan ilk kaynak bu risalenin 100. Sahifeye kadarki bölümü, konuyla ilgili olarak gazetelerde çıkmış polemiklere ayrılmış, daha sonra müzik adamının hayat hikayesi ve sanatı incelenerek, son kısma eserlerinin listesi eklenmiştir.
Esatiz-i Elhan III.cüz: Dede Efendi, İstanbul 1341 (1925)
Hammamizade İsmail Dede'nin (1778-1846) hayatı ve sanatı üzerine yapılmış ilk ve bugüne kadarki en değerli çalışma olma kimliği taşıyan bu kitapta, Dede Efendi'yle ilgili olarak onu tanımış kimselerin anılarının yanısıra hakkındaki menkabevi söylentilere de yer verilmiştir ve son kısmında yine bir eser listesi vardır.
Rauf Yekta Bey, " Esatiz-I Elhan" serisini sürdürerek, Türk müziğinin en tanınmış bestecilerinin hayat hikayelerini müzikoloji literatürüne kazandırmayı amaçlamış,bu maksatla Urmiyeli Safiyüddin ve Hacı Arif Bey'le ilgili bölümleri de kaleme almış, ancak bunlar maddi imkansızlıklar nedeniyle basılamamıştır."
(Murat Bardakçı, " Rauf Yekta Bey'in Hayatı ve Eserleri", Türk Musikisi içinde, İstanbul,1986)

RECEP USLU


1958 yılında Ordu'da doğdu. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni bitirdi. 1987'den sonra TDV İslâm Ansiklopedisi'nde çeşitli hizmetlerle birlikte yazarlık yaptı. İslam tarihi alanında yüksek lisans ve doktora tezi hazırladı. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nda öğretim üyesi oldu. Arapça, Farsça ve İngilizce bilen yazarın müzik tarihi ile ilgili çalışmaları şunlardır: Ladikli Mehmed Çelebi Üzerindeki Şüpheler (Musiki Mecmuası, sy. 462, 1998); Fatih Döneminde Yaşamış Musikişinaslardan Şems-i Rumî ve Eseri (International Congress on Learning and Education in the Ottoman World, Istanbul, 1999); Fatih Devrinde Musiki ve Musikişinaslar (Musiki Mecmuası, sy. 465, 1999); XV. Yüzyılda Osmanlı ve Ortaasya'da Musikişinaslar (Yeni Türkiye: Osmanlı Özel Sayısı, X); Osmanlılarda Batı Musikisi Teorisi Kitapları (Orkestra, sy. 307, 1999); Fatih Döneminde Mistikler ve Musiki (Toplumbilim, sy. 21, 2000); II. Murat ve Musiki (Journal of the Academic Studies, sy. 4, 2000).

SABRİ ŞATIR


Sabri Şatır 1930'da doğdu, ilkokuldan sonra Robert Kolej'e girdi. 1949'da işletme bölümünü bitirdikten sonra Amerika'ya Pennsylvania Üniversitesi'nin Wharton School'una girdi ve 1951'de master derecesini aldı. Yurda döndü ve ticaret hayatına başladı. Bu arada önce caz, sonra klasik müzik ve opera ilgisini çekti, iyi bir izleyici oldu. Tutku derecesine varan opera merakı, onu, bu konuyu derinine incelemesine, sonra da bu konuda üç kitap yazmasına yol açtı: Operada Gerçekçilik; Richard Wagner, Operadan Müzikli Drama; Giusseppe Verdi, Koronun Babası.

SAVAŞ DİNÇEL


1942 yılında İstanbul'da Fatih'te doğdu. Koca Ragıp Paşa İlkokulu'nda, İstanbul Erkek Lisesi'nde ve İstanbul Belediyesi Konservatuarı Tiyatro bölümünde okudu. Tiyatro Bölümünde okurken tiyatrodan başka çizerliğe merak saldı. Amatör tiyatroculuğun yanısıra karikatürü de amatör olarak sürdürdü. İlk kez İstanbul Şehir Tiyatroları'nda profesyonel oldu. Sırasıyla Münir Özkul Tiyatrosu, Ankara Sanat Tiyatrosu, Gen-Ar Tiyatrosu, yeniden İstanbul Şehir Tiyatrosu, Miyatro Vatandaş Tiyatrosu'nda çalıştı, yine Şehir Tiyatrosu'nda çalışırken 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasasıyla Şehir Tiyatroları'ndan uzaklaştırıldı. Bir süre tiyatroya ara verip GÜM'de (Güldürü Üretim Merkezi) profesyonel karikatür çizeri olarak çalışmaya başladı. Tekrar tiyatroya dönünce karikatür ve afiş çalışmalarına tiyatroyla birlikte devam etti. Üç yıl Günaydın gazetesinde TONTON adlı bant karikatürü çizdi. Bu arada Şan Müzikholü'nde ve Ali Poyrazoğlu Tiyatrosunda çalıştıktan sonra, önce konuk olarak sonra da Danıştay kararıyla Şehir Tiyatroları'na geri döndü; Oyuncu-Yönetmen olarak çalıştı. Bunun yanısıra afişçilik (amatör) ve çizerliğini sürdürdü. Daha önce iki karikatür sergisi açtı. "Çizgilerle Nâzım Hikmet" adlı çizgi roman türünde yapılmış kitabı, müsadere edilip Seka fabrikasında hamur haline getirildiği için ortalıktan kayboldu.

Beyazperdede Ziya Öztan'ın yönetmenliğini üstlendiği Kurtuluş ve Cumhuriyet adlı filmlerde İsmet İnönü'yü canlandırdı. Hababam Sınıfı, Merdoğlu Ömer Bey, Ağır Roman, Sinekli Bakkal, Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, Oğlum Adam Olacak gibi ünlü filmlerle, TV'de Ekmek Teknesi ve Sessiz Gemiler gibi dizilerde rol aldı. 2001'de ÇASOD En İyi Oyuncu Ödüllleri'nde Dar Alanda Kısa Paslaşmalar'la, aynı yıl İstanbul Film Festivali'nde aynı filmle ve 2000 yılında da SİYAD Türk Sineması Ödülleri'nde yine aynı filmle En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini aldı.

20 Aralık 2007 tarihinde hayatını kaybeden Dinçel, 21 Aralık 2007 tarihinde Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.

SEBA BAŞTUĞ ŞEN

Piyanist Seba Baştuğ Şen, İstanbul Belediye Konservatuarı'nda Anahit Hanesyan'la başladığı piyano eğitimine Ferdi Statzer ile devam etti. Cemal Reşit Rey'le 8 yıl piyano, armoni, kontrpuan ve füg çalıştı. Devlet Konservatuarı'nda 2 yıl öğretim üyeliği yaptı. Daha sonra Fransız bursuyla gittiği Paris'te, sırasıyla Lucille Bascourret, Cecile de Brunhoff ve Monique Deschaussees ile çalışarak, Ecole Normale de Musique'den Diplome Superieur d'Enseignement (Licence d'enseignement) aldı. Yurtiçi ve yurtdışında konserler verdi. Uzun yıllar Fransa'da çeşitli konservatuarlarda öğretim üyeliği ve jüri üyelikleri yaptı. Halen Avrupa Sanatlar Tıbbı Birliği'nin üç ayda bir çıkardığı dergide makaleleri yayınlanmakta ve bu kuruluşun üyesi olarak çalışma ve araştırmalarını sürdürmektedir.

SEMİR ASLANYÜREK


Dramaturjik Otobiyografi

Sahne 01.İç - Gün
Antakya, yıl 1956. Annem 13. kez doğum yapıyor.
- Merhaba yaşam, ver elini mücadele...
Annem yediği balıktan zhirleniyor, üç gün aç kalıyorum.
Ablam doğum yapıp imdadıma yetişiyor, annem iyileşene kadar bana süt anneliği yapıyor.

Sahne 5. Dış - Gün
Kuduz bir köpek beni ısırıyor. 40 gün karnıma iğne yapılıyor.

Sahne 9. Dış - Çok karanlık
Dokuzumdayım. Kızkardeşim 5 yaşındayken yanıyor.
Kahroluyorum. Taş yontmaya başladım. Artık harçlığımı kazanıyorum.

Sahne 23. İç, dış-Gece, gündüz
Yaptığım heykel SSCB'den burs kazandırıyor.
Artık Moskova Devlet Sinema Enstitüsü öğrencisiyim.
Altı yılda üç kısametraj çekiyorum.

Sahne 30. Hücreler, koridorlar vs. zaman belli değil.
Türkiye'ye dönüyorum. 55 gün gözlerim bağlı sorgulanıyorum. 55 günde 5,5 kez WC'ye giriyorum.

Sahne 30. devam 46. Piyade Alayı. Gece ve gündüz 1,5 yıl sakıncalı piyadelik yapıyorum ve ne şehit olabiliyorum, ne de gazi.

Sahne 34. Haydarpaşa kampüsü. İç-Gün
M.Ü.G.S.F. STV'de ev kirası karşılığı memurluk başlıyor....

Sahne 36. Moskova. İç dış-Gece ve gündüz.
İnşaat taşeronu bir yapımcı buluyorum. İlk uzunmetrajımı çekiyorum. Allah kimseye çektirmesin, benim çektiğim gibi.

42'ye geliyorum, yer-dünya, zaman-çok karışık
Belli belirsiz bir yolda yürüyorum, nereye gidiyorum, bilmiyorum...

-Semir Aslanyürek-

SERKAN ÖZKAYA

SÜLEYMAN ŞENEL

Müzik Folkloru Araştırmacısı, Yazar, İTÜ Türk Musıkisi Devlet Konservatuarı Sanatçı Öğretim Görevlisi.
1963'de İstanbul'da doğdu. Bir süre İstanbul Belediye Konservatuarı'na devam etti(1981). İTÜ Türk Musıkisi Devlet Konservatuarı'ndan mezun olduktan sonra (1986), İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Musıki Ana sanat Dalı Türk Halk Musıkisi alanında "Yüksek Lisans (1988)" ve ardından "Sanatta Yeterlilik (1992)" eğitimini tamamladı. 1988-1990 yılları arasında, ayrıca İstanbul Radyosu'nda, üç yıl süreyle, "Halk Müziğimiz" adı ile açıklamalı programlar hazırladı. Türk Halk Müziğine, saha araştırmaları ile materyal sağlayan araştırmaları ile materyal sağlayan araştırmacılardan biri olarak, bilhassa Trakya ve Anadolu'nun çeşitli yörelerinde ve ayrıca Azerbeycan'ın Bakü, Kazak, Akstafa, Lenkeran, masallı ve Gobustan bölgeleri ile Kazakistan'ın başkenti Almatı'da saha araştırması yaptı. Bu saha araştırmalarında 1000'den fazla ezgi ve ayrıca folklorik ve etnografik materyal derledi. Derlediği ezgilerden 300 kadarınınotaya alarak, bir kısmını yayımladı. Bir dönem, İTÜ Türk Musıkisi Devlet Konservatuarı Müzikoloji Bölümü Etnomüzikoloji Anabilim Dalı başkanı olarak görev yapan ve halen aynı kurumda, Sanatçı Öğretim Görevlisi olarak çalışmakta olan Süleyman Şenel'in, yayımlanmış dört kitabı bulunmaktadır:

* Trabzon Bölgesi Halk Musıkisine Giriş, Anadolu Sanat Yayınları, İstanbul 1994, 315s.
* Sadi Yaver Ataman, İstanbul, 1995, 64s.
* Kastamonulu Aşık Yorgansız Hakkı Çavuş, Kastamonu Kalkınma Vakfı ve Kastamonu Kalkınma Vakfı Yakacak Pazarlama Ltd. Şti., İstanbul, 1997, 298 s.
* Türk İstanbul (Yazarı: Sadi Yaver Ataman / Baskıya Hazırlayan: Süleyman Şenel), İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı Yayınları, İstanbul, 1997, 512 s.

TAHİR ABACI


1951 yılında İstanbul'da doğdu. Orta öğrenimini Malatya Turan Emeksiz ve Elazığ liselerinde sürdürdükten sonra Malatya Özel Fırat Koleji'nde tamamladı. Yüksek öğrenime Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde başladı, İstanbul Üniversitesi'nde sürdürerek Gazetecilik Enstitüsü'nü ve Hukuk Fakültesini bitirdi. İktisat Fakültesi'nde Siyaset Bilimi dalında "Türk Şiirinde Siyasallaşma" teziyle master yaptı. İstanbul'da serbest avukat olarak çalıştı. İlk ürünleri Malatya dergi ve gazetelerinde çıktı. Orada on sayılık Çağ dergisini çıkardı. 1969'dan başlayarak Papirüs, Yeni Dergi, Yarına Doğru, Birikim, Yazko Edebiyat, Varlık, Sanat Olayı, Adam Sanat, Defter, kuram, Yeni Biçem, Adam Öykü, Ludingirra gibi çok sayıda dergide şiir, hikaye, eleştiri ve incelemesi yayınlandı. On sekiz sayı çıkan Yarına Doğru dergisini yönetti. Radikal gazetesinin haftalık pazar eki "Radikal İki"de haftalık yazılar yazdı. Daha önce çıkan kitapları: Odaları Utandıran Dağlar (şiir, 1976),Gelin Ömrümüz (hikaye, 1976), Basit Şeyler (şiir, 1980), Nasreddin Hoca (çocuk şiiri,1980), Ağır Akan Su (roman, 1990), Sıcak Hayat (şiir, 1994), Aynada Bir Yüz (roman, 1995), ikinci Adım (roman, 1999), Bir Zamanlar Anadolu'da (deneme, 1999), Harput-Elazığ Türküleri (inceleme, 2000)

TAN ORAL

1937 yılında Merzifon'da doğdu. Öğrenimini kent kent dolaşarak tamamladı. Güzel Sanatlar Akademisi'ni Mimar olarak bitirdi. Aynı okulda üç yıl Yapı ve Meslek kürsüsü asistanı olarak çalıştı. Daha sonra mimarlık ve eğitimi ile ilişkisini keserek tümü ile karikatür, film, çizgi film uğraşlarına yöneldi. Kısa film dalında "Cumartesi Pazar" adlı çalışma ile 1969'da ve "Sansür" adlı film ile de 1970'de çizgi film dalında Büyük Ödül kazandı. 1978 ve 1984'de Üsküp'te, 1983'te Tokyo'da ödül aldı. 1980-85 yılları arasında Çağdaş Gazeticiler Derneği tarafından beş kez "Yılın Gazetecisi" seçildi. Türkiye Sanatçılar Birliği'nde ve yedi yıl da Karikatürcüler Derneği'nde yazman ve başkan olarak yöneticilik görevinde bulundu. Mimar Sinan Üniversitesi UESYO'da 1980-84 yılları arasında çizgi film dersleri verdi. "Böyük Türkiye", "Sansür", "İki Minik Kentli", "Gözağrısı", "Sus ve Dinle" adlı kitapları vardır. Yurt içinde açtığı çok sayıdaki karikatür sergisinin yanısıra, Almanya Darmstad ile Münih'te, Yunanistan'da Rodos ile Atina'da ve Kıbrıs'ta yapıtlarını sergiledi. Karikatürleri çeşitli dergilerde ve günlük olarak da Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanmaktadır.

TURHAN TAŞAN

Turhan Taşan, 13 Ağustos 1948’de Samsun’da doğdu. Istanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi mezunu olan Taşan, MESAM (Türkiye Musiki Eserleri Sahipleri Meslek Birliği) yönetim kurulu murahhas üyesidir.
İlk bestesi, 1966 yılında plağa okunmuştur. 33 yılda 33 bestesi 96 defa, ayrıca başka besteciler tarafından bestelenmiş şiirlerinden 6 tanesi 15 defa plak, kaset ve CD’lerde yer almıştır.
1984-1999 yılları arasında söz yazarı ve besteci olarak Kalp Kalbe Karşı Derler, Aynı Çatı Altında, Biraz Geç Kalmadın mı, Üzüldüğün şeye Bak, Öptüm Yanaklarından, Sarsam Diyorum, Oldu mu ya, Gözlerin Kaldı isimli şarkılarıyla "Milliyet Gazetesi Yılın En Sevilen 10 şarkısı" anketlerinde 10 defa ödüllendirilmiştir. 1987 yılında Aynı Çatı Altında isimli bestesi ile Hürriyet Gazetesi'nden "Altın Kelebek Ödülü," 1990 yılında ise TRT'nin açmış olduğu "Türk Sanat Müziği Beste Yarışması"nda Sarsam Diyorum isimli bestesi ile mansiyon kazanmıştır.

ULAŞ ÖZDEMİR

1976 yılında Maraş'ta doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Maraş'ta tamamladı. İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Maliye Bölümü'nde üç yıl okuduktan sonra girdiği Yıldız Teknik Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi, Etnomüzikoloji programından mezun oldu. Aynı fakültede yüksek lisans çalışması yaptı.
Lise yıllarında babasıyla birlikte, güçlü bir halk müziği geleneğine sahip olan Maraş ili ve çevresinde derleme çalışmalarına yöneldi. Aynı yıllardan itibaren haftalık dergilerde müzik yazıları yazmaya başladı. Bugüne kadar pek çok dergi, gazete ve internet sitesinde müzik yazıları yayınlandı.
Alevi-Bektaşi müziği ve Anadolu'daki farklı etnik grupların müziklerine odaklanan derleme çalışmalarının yanı sıra İran'da yaşayan Ehl-i Haklarla ilgili çalışmalar yaptı. Ali Akbar Moradi, Kayhan Kalhor, Sussan Deyhim, Mamak Khadem, Azam Ali (Niyaz) gibi İranlı sanatçılara bağlama ve sesiyle eşlik etti.

Türkiye, Avrupa ülkeleri ve Amerika'da çeşitli konserlerin yanı sıra San Francisco, Sfinks, Brosella gibi dünya müziği festivallerinde yer aldı. Bu konserlerde Alevi-Bektaşi müziğinin geleneksel çalgıları dede sazı ve ruzbayla örnekler seslendirdi. Aynı zamanda Alevi-Bektaşi müziğiyle ilgili çeşitli sunumlar yaptı.

Bugüne kadar film, dizi, belgesel müziği çalışmaları da yapan Özdemir, görüntülü ortamlar için yazdığı müziklerde, yaşadığı coğrafyanın farklı müzik kültürlerine göndermeler içeren beste ve düzenlemeler yapmaktadır.
Ulaş Özdemir, 1997 yılından bu yana Kalan Müzik'te yapım sorumlusu ve yapımcı olarak çalışmaktadır.

YALÇIN TURA


(d. 1934, İstanbul), çoksesli müzik alanında olduğu kadar teksesli Türk müziği alanındaki yapıtlarıyla ve klasik Türk müziği ile ilgili müzikoloji çalışmalarıyla tanınan müzikçi.

Galatasaray Lisesi'nden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde felsefe öğrenimi gördü. Çocuk yaşta keman ve piyano dersleri almaya başladı. Lise yıllarında besteciliğe ilgi duydu. Bir beste denemesini gösterdiği Cemal Reşit Rey'in önerisiyle Demirhan Altuğ'dan solfej ve müzik kuramı dersleri aldı. Daha sonra C. R. Rey ile kontrpuan, füg ve kompozisyon çalıştı. Çeşitli dönemlerde TRT'de jüri ve danışma kurulu üyeliklerinde bulundu.Birçok sinema ve televizyon filmine ve 10 dolayında tiyatro oyununa müzik yazdı. 1976'da kurulan İstanbul Türk Musıkisi Devlet Konservatuvarı'nda öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Bu okulun Müzikoloji Bölümü başkanlığına getirildi.

1970'lerden başlayarak çeşitli yayın organlarında müzikle ilgili yazılar yazdı. 1976'da Kantemiroğlu'nun Kantemiroğlu Edvarı olarak bilinen Kitab-ı İlmi'l-Musıki alâ Vechi' l-Hurufat adlı çalışmasını bugünkü Türkçeye çevirerek aslıyla birlikte Batı notasıyla yayımlamaya giriştiyse de, tamamlayamadı. Çeşitli kongre ve sempozyumlarda sunduğu bildirilerle bazı dergilerdeki yazılarını Türk Musıkisinin Mes'eleleri (1988) adlı kitabında bir araya getirdi. Bu kitaba özel olarak yazdığı bir bölümde Arel-Ezgi Sistemi'ni eleştirdi. Çoksesli yapıtlarında yalnız Türk halk ve klasik Türk müziklerinden değil, klasik Batı müziğinden, cazdan, hatta hafif müzikten de yararlandı.

Başlıca yapıtları arasında Dans Süiti (1956), Viyolonsel Konçertosu (1956), Birinci Senfoni (1957-66), Orkestra Süiti (1958), Surname (1959), Oda Senfonisi (1959), Yaylılar İçin Adagio (1960), Toccata (1962), Jazz Süiti (1962), Bir Halk Temi Üzerine Çeşitlemeler (1963), Keman Konçertosu (1965-72), Enginlerden Yücelerden (1969), Tulum Havası (1972), Şeyh Galip'e Saygı (1972-75), Yeniden Eski Muhabbetleri Tecdid İdelüm (1976) adlı koro parçası, Üçüncü Süit (1976), Niyazi-i Mısrî' nin İlahileri (1978), Şah Murat Süiti (1981) ve Yaratılış (1987-88) adlı balesi sayılabilir. (AnaBritannica, c. 30, s. 259, 1993)

F. YEŞİM ALTINAY


İstanbul'da doğdu. İstanbul Belediye Konservatuarı Piyano Bölümü'nde okudu. İTÜ Devlet Konservatuarı'nda lisans ve "5 Yaşındaki Çocuğun Müzik Eğitimi" başlıklı tezi ile master derecelerini aldı (1990). Çeşitli anaokulları ve yuvalarda okul öncesi müzik eğitimi ile ilgili araştırma ve çalışmaları oldu. Açık Radyo"da "Çocuk ve Müzik" adlı eğitim programını hazırlayıp sunmaktadır.

YILDIZ ELMAS

Doç. Dr. Yıldız Elmas,1945'te Söke'de doğdu.1963'te Denizli Kız İlköğretmen Okulu'nda,1966'da Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü'nden mezun oldu.

1971'de İspanya Hükümeti'nin verdiği bursla eşi Yücel EImas'la birlikte gittiği Barcelona Yüksek Müzik Konservatuarı'nda Prof. Roche ile gitar çalışmalarında bulundu.

Yurda dönüşünde İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü'nde görevlendirildi.

Gitarist Raffi Arslanyan ile gitar çalışmalarını sürdürdü. 1980'de Atatürk Yüksek Öğretmen Okulu,1983'te Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi olarak işlevini sürdürmekte olan kurumda 1986'da doktor, 1987'de doçent ünvanlarını aldı.

Özellikle okul çocuk çalgıları konusunda çalışmaları olan Doç. Dr. Yıldız Elmas klasik gitarın çok sesli oluşu, kolay taşınabilir ve teminin kolay olması sebebiyle okullarda eğitim alanında yararlı olacağı inancı ile Eğitim Fakülteleri içerisinde ilk defa Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümü'nde klasik gitarın ana dal ve yardımcı dal dersi olarak,1983-1984 öğretim yılından itibaren programa alınmasını sağlamış, bu konuda çalışmalar yapmıştır.

Doç. Dr. Yıldız Elmas halen Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümü öğretim üyesi ve Bölüm Başkan Yardımcısı olarak görevini sürdürmektedir.
MEHMET AKSEL

1936 yılında İstanbul'da doğdu. Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü'nden 1960 yılında mezun oldu. Uzun yıllar reklam ajanslarına grafik tasarımcı, illüstratör ve sanat yönetmeni olarak hizmet verdi. 1993 yılında bir grup arkadaşıyla birlikte İllüstratörler Derneği'ni kurdu. Halen kendi atölyesinde çalışıyor.

MEHMET ÖMÜR

1951 yılında İstanbul'da doğdu. Ortaöğrenimini Saint Joseph Lisesi ve Ankara Fen Lisesi'nde gördü. 1977 yılında Ankara Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. Bursa Uludağ Üniversitesi'nde KBB uzmanlığını tamamladı. Paris'te Saint Antoine, Saint Louis, Laennec hastanelerinde çalıştı. 1986 yılında doçentlik unvanı aldıktan iki yıl sonra Haseki Hastanesi KBB departmanı şefliğine, 1993 yılında da Haseki Hastanesi başhekimliğine atandı. 1996 yılında profesör oldu. "Larenks Kanseri ve Boyun" ile "Baş Boyun Anatomisi" adlı kitapları bulunmaktadır. Ayrıca "KBB Postası" adlı dergiyi kurdu ve editörlüğünü yaptı.

Türk KBB derneğinin on, Fransız KBB Derneği'nin yedi, American Sleep Disorder Derneği'nin üç ve Voice Foundation'ın beş yıldır üyeliğini yapmaktadır.

Istanbul Operası'nda bir süre çalışan Mehmet Ömür, Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi'nde KBB departman şefliği görevini sürdürmektedir.

MEHMET ÖZTEK

METİN HÜLAGÜ


1962'de Adana Ceyhan'da doğdu. Ortaokulu Ceyhan'da, liseyi İstanbul'da okudu. 1985 yılında Marmara Üniversitesi'nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü'nden master derecesini aldı. 1988-1991 tarihleri arasında Manchester University, School of Oriental and African Studies ve İngiliz Arşivi'nde araştırmalar yaptı.

'Gazi Osman Paşa, Askerî ve Siyasî Hayatı' konulu çalışması ile 1992'de İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde doktorasını tamamladı. Aynı yıl Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yakınçağ Kürsüsü'nde göreve başladı. 1993'te yardımcı doçent, 1999'da doçent oldu. Halen aynı üniversitede görevini sürdürmektedir.

Çeşitli dergi ve ansiklopedilerde makaleler yayımlayan Metin Hülagü'nün kitapları:

Gazi Osman Paşa, Askerî ve Siyasî Faaliyetleri, Pan-İslamist Faaliyetler, 1914-1918, Türk-Yunan İlişkileri Çerçevesinde 1897 Türk-Yunan Savaşı.

METİN SOLMAZ


1969'da doğdu.

Hacettepe-Matematik, ODTÜ-Fizik, Dil Tarih-Hindoloji okullarında okudu, hiçbirini bitirmedi.

DJ'likten garsonluğa, ticarete kadar birçok alakasız iş yaptı.

1990 yılından bu yana, Birikim, Cumhuriyet Dergi, Cumhuriyet Kitap, Express, Milliyet Sanat Dergisi, Müzük, Radikal 2 gibi dergilere, muhtelif İnternet sitelerine yazdı, yazıyor.

Çıkışından batışına kadar dört sene, Ankara Radyo Arkadaş'taydı.

1992'de Korsan Yayınları'ndan "Kenardaki Milyonerler", 1994'de Pan Yayınları'ndan "Rock Sözlüğü". 1996'da yine Pan Yayınları'ndan "Türkiye'de Pop Müzik" isimli kitapları yayınlandı.

1996 Kasım'ında, Ideefixe operasyonunu yönetmek üzere İstanbul'a yerleşti.

1999'da Kıbrıs'a yerleşti, gazetecilik ve öğretmenlik yaptı.

2000'de İstanbul'a döndü; Siberalem.com'u kurdu.

2003'te tekrar Ideefixe'in de başına geçti.

2004 sonunda Siberalem ve Ideefixe ile ilişkilerini kopartıp sevgili ortağı Yaşar Safkan'la birlikte Overteam'ı kurdu.

Şimdi yaptıkları Overteam.com adresinden takip edilebilir.

J. D. Salinger, David Bowie, Zeki Müren, Richard Brautigan ve www.EZLN.org'u çok sever.

metin.solmaz@overteam.com

MURAT BARDAKÇI

Murat Bardakçı, 1955 yılında İstanbul'da doğdu, ekonomi öğrenimi gördü.

Musikiye Dr. Selahattin Tanur'la tanbur ve eser meşkederek başlayan Murat Bardakçı, Tanur'dan "icazet" aldı, Ekrem Karadeniz'le teori, teori tarihi ve ses sistemi üzerine çalıştı, Fahire Fersan ve Vecdi Seyhun'dan yararlandı, ilgi alanını daha sonra musiki tarihine yöneltti. Abdülbaki Gölpınarlı'dan şarkiyat kaynakları ve metodolojisi alanlarında büyük ölçüde faydalandı, bu arada Türk ve İslam Müziği'nin tarihiyle ilgili kitap, belge, fotoğraf, film ve ses kaydı gibi arşiv malzemesi topladı, geniş bir nota kolleksiyonu oluşturdu.

Türk Müziği Tarihi'yle ilgili çok sayıda araştırması yayınlanan Murat Bardakçı, Hürriyet Gazetesi yazarlarındandır.

NAİL YAVUZOĞLU


Nail Yavuzoğlu (İstanbul, 1960), İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'nı 1983 yılında bitirmiştir. Aynı okulda öğretim görevlisidir.

Demirhan Altuğ ile solfej ve armoni, Kamil Şekerkaran ile flüt, Yavuz Özüstün ile Türk musikisi nazariyatı, Yalçın Tura ile form bilgisi ve ses sistemleri, Kamil Özler ile caz armoni ve orkestrasyon konularında çalışmıştır.

Türk müziği ses sistemi ve makamları üzerine araştırmalar yapan Nail Yavuzoğlu'nun modal yapıda orkestra eserleri vardır.

NAZAN İPŞİROĞLU


Istanbul Üniversitesi'nde felsefe ve sanat tarihi okudu. İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda piyano, Freiburg Yüksek Müzik Okulu'nda çembalo ve oda müziği eğitimi gördü. Eşi Mazhar Şevket İpşiroğlu ile birlikte sürdürdüğü sanat tarihi çalışmalarının yanı sıra, 1970'li yıllarda bizde, o yıllarda pek tanınmayan bir çalgı olan çembaloyu ve barok müziğini tanıtma amacıyla kendisinin de kurucuları arasında bulunduğu "Istanbul Barok Müzik Topluluğu" ile yirmi yılı aşkın bir süre oda müziği konserleri verdi. Son yıllarda çağımızın önemli sorunlarından biri olan sanatların sınırlar aşırılığı ve sanatlararası etkileşim, özellikle resim-müzik etkileşimi üzerinde çalışıyor.

Son yıllarda çağımızın önemli sorunlarından biri olan sanatların sınırlaraşırılığı ve sanatlararası etkileşim üzerinde çalışmakta.

Yazarın Yayımlanmış Kitapları
- Oluşum Süreci İçinde Sanatın Tarihi (M.Ş. İpşiroğlu ile), Cem Yayınevi, Istanbul.
- Sanatta Devrim (M.Ş. İpşiroğlu ile birlikte), Cem Yayınevi, Istanbul.
- Düşünmeye Çağrı (M.Ş. İpşiroğlu ile), Cem Yayınevi, Istanbul.
- Kök-Atatürkçülük (M.Ş. İpşiroğlu ile), Cem Yayınevi, Istanbul.
- Resimde Müziğin Etkisi, Remzi Kitabevi, Istanbul.
- Sanattan Güncel Yaşama, Pan Yayıncılık, Istanbul.
- Resimde Alımlama Boyutları ve Çeşitlemeleri, Papirüs Yayınları, Istanbul.
- 20. Yüzyıl Sanatında J.S. Bach, Pan Yayıncılık, Istanbul.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Yayınları Kapsamında Yayına Hazırladığı Eğitim Kitapları
- Yaratıcı Toplum Yolunda Çağdaş Eğitim (Jale Baysal, Zehra İpşiroğlu, Şeyda Ozil ile), Cem Yayınevi, Istanbul.
- Çağdaş Kültürümüz (Jale Baysal, Zehra İpşiroğlu, Şeyda Ozil ile), Cem Yayınevi, Istan- bul.
- Yazma Uğraşı (Jale Baysal, Zehra İpşiroğlu, Şeyda Ozil ile), Cem Yayınevi, Istanbul.
- Çağdaş Eğitimde Sanat, (Jale Baysal, Zehra İpşiroğlu, Şeyda Ozil ile), Cem Yayınevi, Istanbul.
- Çocuk Kültürü-Edebiyat-Tiyatro-Medya (Zehra İpşiroğlu ile), Mavi Bulut, Istanbul.
- Gelin Çocuklar Birlikte Düşünelim (Zehra İpşiroğlu ile), Adam Yayınları, Istanbul.
- Yaratıcı Okuma I ve II (Zehra İpşiroğlu ile), Özyürek Yayınları, Istanbul.
- Bir Kitap Hazırlıyoruz (Zehra İpşiroğlu, Şeyda Ozil ile), Papirüs Yayınları, Istanbul.

NOYAN ÖZKAN

Noyan Özkan, 1953 yılında Zonguldak'ta doğdu. TED Ankara Koleji ve Ankara Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1983 yılında İzmir'de serbest avukatlığa başladı. Evli ve bir kız çocuğu vardır.

Doğa koruma faaliyetlerine yakın ilgi duyan Özkan, 1990 Bergen Çevre ve Kalkınma Konferansı'na Türkiye Hükümet Dışı Kurumları'nı temsilen katılmıştır. 1990 Tuna Çevre Kurumları Toplantısı, 1991 Sundsvall Çevre ve Sağlık Konferansı, 1993 ve 1995 Madrid / Barselona Akdeniz Çevreci Örgütleri toplantılarına katılmıştır.

İzmir Çevre Hareketi Avukatları'nın doğal üyesidir.

OĞUZ ABADAN

Oğuz Abadan 1950'de Ankara'da doğdu. Müziğe ilkokul çağlarında başladı. Gitarla 1962 yılında tanıştı. 1965'ten itibaren çeşitli grup ve orkestralarda çalarak profesyonel oldu. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümünde keman öğrencisi olarak okuyup mezun oldu. Daha sonra Berklee Jazz Academy'de okudu. Avrupa'da çeşitli orkestralarda elektrik bas çaldı. Dünyanın birçok ülkesinde konserler verdi. 1976'da Paris'te bir süre Moğollar'da gitar çaldı. 1977'de Ankara Belediyesi Kent Orkestrası'na aranjör/basçı olarak girdi. 1981'de ayrılarak İstanbul'a yerleşti. Çeşitli orkestralarda çaldıktan sonra 1982'de kendi orkestrasını kurdu. 1991'de sahneyi bırakana kadar böyle devam etti. Türkiye'deki sanatçıların tümüne yakınıyla çalıştı. 1982'den bu yana stüdyo müzisyenliği ve aranjörlüğü yapmaktadır. Bestecidir, sinema ve TV filmlerine müzik yapar. 1988'de TRT'de, 1992'de Japonya'da en iyi aranjör seçildi.

OLCAY KOLÇAK

OSMAN GÜREL

1944 Ankara doğumludur. Kimya Mühendisi olduktan sonra -üç yıllık 12 Eylül kazasının kesintisi dışında- o gün bu gün üniversite öğretim üyeliği yapmaktadır. Doğa biliminin çok ilginç görünümlerinin, söyleşi düzeyinde de olsa gündelik dille topluma tanıtılmasının yararlı olacağını düşünmektedir. Denizi, sanatı, felsefeyi, bilge kişileri ve mutsuz insanları sever. Ukalaları sevmez...

OYA ADALI

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Aynı fakültenin dilbilim bölümünde yüksek lisans yaptı. Üyesi olduğu eski Türk Dil Kurumu'nun dilbilgisi ve terim kollarında uzman olarak çalıştı. Hacettepe, Ege, Boğaziçi ve Galatasaray Üniversitelerinde Türkçe dersleri verdi. Gelişim Larousse Sözlük ve Ansiklopedisinde Òsözlük bölümüÓnü yönetti. Yusuf Çotuksöken'le birlikte Özel MEF Lisesi'nin Türkçe-Türk Dili ve Edebiyatı programlarını hazırladı ve bu programların uygulama çalışmalarını yürüttü. Bugün de eğitim çalışmalarını Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nde yürütmektedir.

ÖMER KULELİ

1945 yılında İstanbul'da doğdu. Bilerek ve isteyerek Kimya Mühendisi oldu. Uzunca süren öğretim üyeliği sırasında, bilimi ve kimyayı sevdirmeden bu işi yapamayacağını öğrendi. Derken, 12 Eylül sonrası "Paşakim-ya?" dan çaktı! Bilimi herkesin anlayacağı dilden yazmaya '80'li yıllarda başladı. Her gün gazete okumaya mahkum edildiğinden bu yana profesyonel mutsuz -ve azıcık da ukala- olarak yaşamını sürdürüyor.

PERİHAN ÖNDER-RİDDER


Perihan Önder-Ridder (Manisa, 1960) 1970 yılında İzmir Devlet Konservatuarı'nın piyano bölümüne girdi. 1974'te Ankara Devlet Konservatuarı'nda Muammer Sun'un, 1981'de de İstanbul Devlet Konservatuarı'nda İlhan Usmanbaş'ın kompozisyon sınıflarına girerek öğrenimini sürdürdü. 1987'de Sanatta Yeterlik diplomasını aldı. 1985'te Macar hükümetinin verdiği bir yıllık bursla gittiği Budapeşte'de, Liszt Müzik Akademisi'nde Emil Petrovics ile kompozisyon, Macar Bilimler Akademisi'ne bağlı Müzik Bilimleri Enstitüsü'nde Laszlo Vikar ile etnomüzikoloji alanlarında çalıştı.

Moda müzik ve çağdaş uygulama ile etnomüzikoloji derslerine katıldığı A. Adnan Saygun'un desteklemeleri ve yüreklendirmeleriyle, 1987-1991 yılları arasında, Türkiye'nin çeşitli yörelerinde halk müziği derlemeleri de yapan Önder-Ridder 1979'dan 1993'e dek, önce İzmir sonra İstanbul devlet konservatuarlarında solfej ve çalgı bilgisi dersleri verdi.

1993'ten beri Almanya'da yaşıyor.